4 Ocak 2010 Pazartesi

Toni Morrison - En Mavi Göz

"Küçük kara derili bir kız, küçük beyaz derili bir kızın mavi gözlerine özeniyor ve o özleminin özünde yatan korkuyu ancak özlemi gerçekleştiren bir kötülük yenebiliyor." 

"En Mavi Göz", aile içi şiddetin tam ortasında büyüyen ve ne kadar 'çirkin' olduğu kendisine sürekli hatırlatılan kara derili, küçük bir kızı, Pecola'yı hikayeliyor. Çirkinliğinin sürekli kafasına vurulması, onda asla gerçekleşmeyecek bir arzu yaratıyor. Tanrıya yalvarıyor, beyaz derili ve yeryüzündeki en mavi gözlere sahip olabilmek için. Roman boyunca, sadece Pecola'nın değil ebeveynlerinin (babası Cholly ve annesi Pauline) de oldukça sıkıntılı, zorluklarla dolu bir hayatlarının olduğu anlaşılıyor. Bu cefalı yaşam, aralarında bir zamanlar var olan aşkı söndürüyor ve  fiziksel şiddete varan, sık ve yoğun tartışmalara zemin hazırlıyor. Şiddetin doruk noktası da babası Cholly'nin Pecola'ya tecavüz edip hamile bırakması oluyor. Tecavüzün arkasındaki motif belirsiz ve karmaşık. Muhtemelen hem aşkın hem de nefretin bir birleşimi. Romanın sonunda Pecola'nın bebeği prematüre doğuyor ve ölüyor, Pecola'yı deliliğe sürükleyerek.

Toni Morrison'un okuduğum diğer kitapları gibi, "En Mavi Göz" de çok boyutlu. Beni  etkileyen birkaç noktayı özetlemek istiyorum.

İlki, beyaz olma halinin güzellikle özdeşleştirilmesi. Beyazlık, siyahların hiçbir zaman yakalayamayacağı bir 'standard'. Özellikle de diğerlerinden daha da 'siyah' olan Pecola için durum daha da umutsuz ve vahim. Pecola güzelliği hep sevilmeyle bağdaştırıyor. Ona göre derisi beyaz, gözleri de mavi olursa çok sevilecek, hayatındaki bütün olumsuzluklar yerini güzelliklere bırakacaktır. 


İkinci nokta ilkiyle oldukça ilintili. Daha önce yazdığım gibi, Pecola beyaz bir kızın mavi gözlerinin onu güzel yapacağına inanıyor. Aslında bu onun güzellik hakkındaki kendi görüşü değil. Siyahlar beyaz olma haline öyle büyük bir saygı gösteriyorlar ki, Pecola beyazlığı, güzelliğin özü olarak nitelendiriyor. İşte, ırkçılığın ve sonucu köleliğin fiziksel tahripten oldukça öte bir zulüm olduğunun vurucu bir anlatımı. Sadece bileklere değil, beyinlere de öyle bir kelepçe vurulmuş ki, siyah kimlik delik deşik olmuş. Bir beyaza baktıklarında kendi çirkinliklerini görür hale gelmişler.

Okumanız dileğiyle...


Can Yayınları, 1993 
Toni Morrison
1931 - 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails