10 Ocak 2010 Pazar

Vedat Türkali - Bir Gün Tek Başına

27 Mayıs darbesi öncesi Türkiye'sinin çalkantılı siyasi durumunun fonda olduğu, zaman zaman dublörlüğü birakıp esas oğlanlaştığı, bana göre temelde insanın kendisine ve karşısındakine duyduğu güvenin ve o güven ortadan kalktığında insanın nasıl yıkıma sürüklenebileceğinin sorgulandığı ödüllü ve koca (743 sayfa) bir ilk roman "Bir Gün Tek Başına". Gözünüz korkmasın. Gayet hızlı akıyor sayfalar.

Romanın bir türlü sevemediğim, ısınamadığım kahramanı Kenan, yıllar önce polis sorgusunda dili çabuk - iki tokatta- çözülünce, kendine olan saygı ve güvenini kaybetmiş, geçmişiyle sürekli kavga halinde olan bir kitapçıdır. Tesadüf eseri tanıştığı, fişlenmiş bir sol aileden gelen, öğrenci örgütlenmesinin merkezinde bir figür olan Günsel, Kenan için yeni bir umut olur; ona geçmişiyle olan hesabını kapatma şansı verir. Kenan Günsel'de, devrim ateşini, aşkı, direnişi tekrar bulduğuna inanır. Kendini kendisine kanıtlaması için yeni bir imtihandır bu. Ancak, bunda pek başarılı olduğu söylenemez... Günsel ve çevresindekilerin ona olan güvenini kaybetmesi, onu polis=hain ilan etmesiyle "Bir Gün Tek Başına" kalır Kenan. Yıkılır...

Romanda aydın üzerine keskin eleştiriler var. Türkiye - sol - aydınının korkaklığı, halktan kopuk oluşu ve dolayısıyla sınıfına dayanmaması, "Baba" karakteri tarafından, evindeki sohbetlerde sıklıkla dillendiriliyor. Kitaba ilişkin tek eleştirim de burada saklı. Baba'nın aydın üzerine tezleri doğrudur veya yanlıştır. Konu bu değil. Konu karakterin ta kendisi. Benim için bir romanı iyi yapan en önemli özellik, yazarının güçlü ve gerçek karakterler yaratmasıdır. Kenan, Günsel ve diğer karakterler ne kadar gerçek, ne kadar güçlüyse, Baba o kadar "sahte" göründü gözüme roman boyunca. Daha doğrusu sanki Vedat Türkali, Türk aydını hakkındaki görüşlerini aktarmak için böyle bir karakter yaratmış. Sanki Baba değil, Vedat Türkali konuşan, görüşlerini anlatan. Böyle olunca da bu büyük romanın kalitesi biraz erozyona uğruyor doğrusu.

Vedat Türkali okumaya elbette devam... Sıradaki kitapları: "Mavi Karanlık" ve "Güven".


Everest Yayınları, 2009
Vedat Türkali
1919 - 

3 yorum:

  1. Gerçi yazmışsınız sırada Güveni okuyacağınızı. Evet tavsiye ederim. O dönemi çok güzel anlatan bir roman ve hatta romanda Mina Urgan'dan bile bahsedilmekte. Çok akıcı kitap ve harika bir aşk var o romanda

    YanıtlaSil
  2. Bu kadar olur!! Bu kitabı çok sevmemiştim, Kenan'ı yapay bulmuştum. Bu da erşeyin önüne geçip kitaptan zevk almamı engellemişti.

    YanıtlaSil
  3. Kenan bence "gercek" bir karakter. Kendisine olan güvensizligi, gel-gitleri öyle bir anlatilmis ki bu okuyani da etkiliyor sanirim. Ben roman boyunca hic güvenemedim kendisine mesela. Belki de sizin onu "yapay" bulmaniz bu sebepledir. Ama, kitapla ilgili yazdiklarimda da belirttigim gibi Baba bana cok zorlama geldi.

    Evet Güven'i merak ediyorum. Mavi Karanlik hakkinda da olumlu yazilar okudum. Son kitabi "Yalanci Taniklar Kahvesi" ve "Tek Kisilik Ölüm"ü de tavsiye ederim.

    YanıtlaSil

Related Posts with Thumbnails