22 Şubat 2010 Pazartesi

Cesare Pavese - Yalnız Kadınlar Arasında

"Ölüm gelecek ve senin gözlerinle bakacak.
Bir ayıba son verir gibi olacak,
belirmesini görür gibi 
aynada ölü bir yüzün,
dinler gibi dudakları kapalı bir ağzı.
O derin burgaca ineceğiz sessizce." 


Yukarıdaki dizelerin sahibi, bir şair aynı zamanda Cesare Pavese. "Ölüm gelecek ve senin gözlerinle bakacak" derken, yakın gelecekteki intiharını muştuluyordu okuyucularına belki de. Bir otel odasında, uykuda ölmeyi tercih ederken, belki de ölümün, kendi gözleriyle ona bakışını görmekten kaçıyordu. Gözleri kapalı gitmeyi tercih etti ölüme veya ölümsüzlüğe... Hiçbir sey hissetmeden, sessizce... Kim bilir?


Pavese "yalnızı" anlatır hep. Hep bir yalnızdır kitaplarının kahramanları. Ve genelde etrafı insanlarla çevrili, kalabalık bir yalnızlıktır yaşadıkları. "Yalnız Kadınlar Arasında" isimli son okuduğum novella'sında da durum bu. Yıllar sonra doğup büyüdüğü Torino'ya geri dönen yalnız Clelia, çeşitli yaşlardan kadınlarla dostluklar kurar. Etrafındaki bütün o kadınlar yalnızlıklarının farkında bile olmayan, mutluluğu farklı yerlerde arayan kişiliklerdir. Kimisi için mutluluk bir erkek, kimisi için paradır. Kimisi için her ikisidir. Yani paralı bir erkek... Hatta o kadınlardan biri, Rosetta için ölümdür mutluluğun anahtarı. Clelia kaldığı otel odasında Rosetta'nın intihar girişimine tanık olur ve onunla diğerlerindan farklı bir arkadaşlığı olur. Onu tekrar yaşama bağlama uğraşındadır artık Clelia. Başarır mı? Elbette hayır. "Herkesin intihar etmek için iyi bir sebebi vardır." diyen ve canına kıymış bir yazardan söz ediyoruz. Hele Rosetta'nın ikinci ve basarılı(!) intiharı, kendi intiharının bir kopyasıdır. Sanki kendi ölümünü sahnelemiştir Pavese.


Kıssadan hisse: karanlık bir yazar kendisi. Tünelin ucundaki o solgun ışığı gösteriyor size. Ama, bir bakıyorsunuz, o ışığın kaynağı bir trenmiş. Ezip geçiyor sizi! Pavese okumaya biraz ara versem iyi olacak sanırım. 


Not: Cesare Pavese, edebiyatımızın "gamlı prensesi" Tezer Özlü'nün en sevdiği yazarlardan biridir, Svevo ve Kafka ile beraber. Hatta "Yaşamın Ucuna Yolculuk -Bir İntiharın İzinde" isimli rahatsız edici kitabında Pavese'nin intiharının izlerini sürdüğü söylenebilir. Kendisi de zaten onun gibi intihara kalkışmıştır.


Can Yayınları, 2000
Cesare Pavese
1908 - 1950

9 yorum:

  1. İntihara kalkışmış, ancak kanserden ölmüştür. Bunu öğrenmek çok garip bir tecrübeydi benim için.

    Bir de Günlük'ü var Pavese'nin, onu okumak kuyunun dibine indiriyor insanı sürekli.

    YanıtlaSil
  2. Evet, gercekten garip. Insanin kendini öldürmeyi denemesi ama basaramamasi. Sonra da bir hastaliga yenilmesi.

    Günlük'ü de listeme aliyorum. Ama tekrar Pavese okumak icin biraz zamana ihtiyacim olacak.

    YanıtlaSil
  3. Aman aman ard arda Pavese okumak hasta ediyor insanı. Araya Plath filan da koyarsanız hele, daha da vahim oluyor.

    Bir de şu var aklıma gelen:
    Romain Gary de intihar takıntılıydı, o neden Pavese gibi yazmadı? Üstelik daha da saplantılıydı Pavese'den. İlk karısına birlikte intihar etmeyi teklif edip de teklifi kabul görmeyince sonraki karısıyla birlikte intihar eden Gary değil miydi? (Jean Seberg kabul etmedi de daha parlak bir hayat mı yaşadı bilemiyoruz tabi.) Romain Gary de bu kadar ilgili iken kendi özgür iradesi ile gitmeye bu dünyadan, o neden hayat dolu şeyler yazdı hep? Pavese sırf bu nedenle bunaltıyor bazen beni. Yazdığı her şey ölüme övgü gibi olan yazarları eskiden severdim, artık diplerde bir yerde sıkışıp kaldıklarını ve bunu alenen söylemeseler de diğer insanları suçladıklarını düşünüyorum.

    YanıtlaSil
  4. Nasil olur da intihara meyilli ve hayatlarini kendi elleriyle nihayetlendirmis iki birey, bu kadar farkli yazabilir? Cok zor bunu cevaplamak. Söyle yaklasabilir miyiz?

    Icimdeki Deniz (Mar Adentro) isimli filmi seyretmissinizdir belki. Yataga bagli oldugu icin ölmeyi arzulayan bir denizciyi hikayeler. Suna benzer bir replik vardi yanlis hatirlamiyorsam.

    "Nasil böyle gülebiliyorsun?"
    "Kacip gidemiyorsan ve kesin bir bicimde baskalarina bagimliysan gülerek aglamayi ögreniyorsun."

    Evet, Pavese bence acik acik agliyor. Romain Gary de gülerken agliyor belki de.

    YanıtlaSil
  5. Biri 40'ların başında, biri 60'ların ortasında gitmeyi seçmiş iki enteresan adam. Pavese sürekli ağlıyor, ağlamadığı zamanlarda sızlanıyor, sızlanmadığı zamanlarda kadınlara "giydiriyor". Romain Gary gözümde çok daha farklı bir yerdedir. Bir kadının yokluğuna dayanamayıp gittiğini biliyoruz, en azından öyle deniyor. Pavese'ye kötü yazar demiyorum tabi ama Gary'nin yeri daha bi başkadır gözümde. Yazdıklarıyla, dedikleriyle, demedikleriyle, kadınlarıyla... Pavese'yi Mar Adentro'daki adama benzetmek işime gelmiyor o nedenle. Çünkü o filmi de, adamı da çok sevmiştim. Çabasını fazlasıyla onurlu bulmuştum. "Yaşam arsızı" olmamasını takdirle karşılamıştım. "Her mihnet kabulüm, yeter ki gün eksilmesin penceremden" demiyordu. Pavese'yi ise anlayamıyorum.

    YanıtlaSil
  6. Yaşama Sanatı'nı okumak istemiştim, içim kararmıştı, bırakmıştım. Bu kitap da denenebilir sanırım.

    YanıtlaSil
  7. Sadece Romain Gary'nin o "gülen" edebiyatinin ardinda belki de yogun bir hüzün gizlidir diye bu örnegi vermistim. Sevincten aglamanin tam tersi: hüzünden gülmek... Yoksa elbette Sampedro'nun onurlu durusuyla Pavese arasinda, ben de bir baglanti kuramiyorum. (Bu arada ne kadar güzel bir filmdir. Yeniden izleyesim geldi.)

    Siz hangi cevirisini okudunuz bilmiyorum ama "Yasama Sanati" ve Pavese yan yana pek yakismiyor gibi geliyor bana. Bu isimle cevrildiyse de bence hatali olmus. Can Yayinlari'ndan "Yasama Ugrasi" ismiyle cikmis. Iste bu tam Pavese'ye göre...

    YanıtlaSil
  8. Filmi sadece bir kez izledim. Çok beğendim. Ama tekrar izlemeyi yüreğim kaldırmayacağı için elimi sürmedim. Javier Bardem iyi bir oyuncu ve o film insanı çok kötü yaralıyor.

    Bu arada günlük diye boşuna debeleniyorum ben, sizin mesajlarını okuyunca uyandım. Yaşama Uğraşı'ndan bahsediyorum tabi ki. Son sayfalarında "Sözler değil, eylem... Artık yazmayacağım" dediği, insanın yaşama sevincini yiyip bitiren kitaptan...

    YanıtlaSil
  9. "Sözler degil, eylem..." Konu Pavese olunca da eylemin ne oldugu cok acik sanirim. Yok bu kitaptan bir süre uzak durmam en iyisi.

    Gercekten cok "etkili" bir film ve "etkili" bir oyunculuk. Ne kadar güzel tanimliyor özgürlügü ve degerini Sampedro:

    "Sana ulasmak ve dokunmak icin atmam gereken iki adim, benim icin imkansiz bir yolculuk, bir fantezi, bir rüya... Iste bu yüzden ölmek istiyorum." ve ekliyor:

    "Özgürlügün olmadigi hayat, hayat degildir."

    YanıtlaSil

Related Posts with Thumbnails