14 Mart 2010 Pazar

Orhan Kemal - Murtaza

Orhan Kemal Roman Armağanı ile ödüllendirilmiş kitaplara sarmış durumdayım uzunca bir süredir. Sevgi Soysal'ın Yenişehirde Bir Öğle Vakti'sinden Erdal Öz'ün Yaralısın'ına, Vedat Türkali'nin Bir Gün Tek Başına'sından Erhan Bener'in İlişkiler'ine, Oya Baydar'ın Sıcak Külleri Kaldı'sından Ayşegül Devecioğlu'nun Ağlayan Dağ Susan Nehir'ine... Ne kadar iyi! Aslında pek öyle değil. Ödül alan romanları okuyorsunuz teker teker. Ancak, onuruna ödüller dağıtılan yazarın tek bir kitabının kapağını bile açmamışsınız henüz. Evet, mazimde Orhan Kemal hiç yokmuş. Utanç!

"Murtaza" bu utancı ortadan kaldırmak için attığım ilk adım ve Orhan Kemal yolculuğuna onunla başlamam tamamen tesadüf. Geçen yaz kuzenimin elindeydi bu roman. "Vardır bir bildiği" deyip listeme eklemiştim. Meğer, Orhan Kemal'in yarattığı en önemli karakterlerden biriymiş "Murtaza". Filmlere,  oyunlara konu olmuş. Doğru bir kitapla açılışı yapmışım anlayacağınız.


Murtaza hem bir "kraldan çok kralcı" hem de bir "doğrucu davut". Kendi doğrularina sıkı sıkıya bağlı biri. Onun için gri alanlar yok. Hayat yalnızca siyah ve beyazdan ibaret. Herhangi biri - kim olduğu önemsiz, en yakını olsa bile - onun doğrularının yazılı olduğu duvara işerse, hemen pençelerini çıkarıyor ve dünyaya geldiklerine pişman ediyor onları. Savunduğu en büyük doğrusu ne mi? Kendi sözleriyle şu:


"Bir vazife yüksektir bir namuzdan! Vazife bir sırasında görmeyecek gözün evladını, demeyeceksin ciğerparem!"


Bir de büyük gururu, dayısı var Murtaza'nın. Kolağası şehit Hasan Bey. Küçüklüğünden beri tek arzusu onun gibi bir üniformaya sahip olmak ve onun gittiği yoldan gidip şehadet şerbetini içmek kana kana. Üniformaya mahallenin bekçisi olunca kavuşuyor. Orduya girip düşmana kurşun atma ve sonucunda şehit olma kısmını da oğullarından bekliyor. Sonuç tabi ki hüsran.


Murtaza, velayetçi, otoriter, organizmacı, militer toplum yapısının aradığı, yaratmak istediği  tip. O "büyüklerimiz bizden daha iyi bilir" tavrı, verilen emri, atanılan görevi içeriğini düşünmeden, sorgusuz sualsiz kabul ve uygulamaya geçirme, kendi altındakileri ezme... Bunların hepsi Murtaza'da eksiksiz... Düşünüyorum da her şeyi "devlet baba"dan bekleyen, onun her sözünü, her uygulamasını garip bir refleksle, kaderiymiş gibi kabul eden, hala "asker toplum" olmakla yiğitçe övünen, koltukları kabaran bir "Murtaza" toplumuz biz.


"Hepimiz Murtaza'yız!"


Everest Yayınları, 2009
Orhan Kemal
1914 - 1970

7 yorum:

  1. Evet haklısınız, yazınızı okurken de gözümde hep Müjdat Gezen canlandı. Murtazayı o oynamıştı.

    YanıtlaSil
  2. Birinin doğrucu olması, gururlu ve vazifesine önem veren olması ilk başta kulağa hoş gelse de Murtaza çok fena bir karakter. Okuyucu sevemiyor onu. Acıyor, sinir oluyor, anlayamıyor. Sadece onun saplantılı bir ruh olduğunu kabul ederek anlayabilir insan onu.

    YanıtlaSil
  3. Filmini de izlememisim anlasilan. Tam Müjdat Gezen'lik bir karakter zaten. Eminim cok iyi oynamistir.

    Sanirim ayni zamanda okumusuz kitabi ve ikimiz icin de Orhan Kemal ile ilk bulusma olmus Murtaza. Evet, güzel özellikler elbette yazdiklariniz. Ama, saplantiya dönüsen güzel bir özellik bile olsa hayat cekilmez olabiliyor bir anda. Maalesef "Murtaza"lar cok etrafta ve tükenmeyecekler de...

    YanıtlaSil
  4. Çok merak ettim ben bu Murtaza'yı, oglumdan isteyeceğim bu kitabı. Teşekkürler.

    YanıtlaSil
  5. "...ama görmemiş idi onlar kurs, almamış idi sıkı terbiye, ben gördüm kurs hem de sıkı terbiye..."

    Orhan Kemal, halkı çok iyi anlayan ve anlatan bir yazar kesinlikle.

    YanıtlaSil
  6. Kesinlikle öyle. Halki ve dolayisiyla hayati oldugu gibi bize sunuyor her kitabinda...

    YanıtlaSil
  7. "Murtaza" edebiyatımızın başyapıtlarından gerçekten de. Bir Don Kişot uyarlaması olduğunu söylemek de mümkün. 20. yüzyıl Türkiye'sinde bir Don Kişot.

    Orhan Kemal en üretken yazarlarımızdan biri. En beğendiğim kitaplarından biri de "Bereketli Topraklar Üzerinde"dir. Okumamış olanlara öneririm.

    YanıtlaSil

Related Posts with Thumbnails