8 Nisan 2010 Perşembe

Yiğit Okur - Sıfırlamak

Pearl Jam'in efsane sesi Eddie Vedder, Sean Penn'in yönettiği "Into the Wild" isimli filmin müziklerini yapmıştı yakın geçmişte. O albümden "Society" isimli şarkı beni benden almış, beynimin icinde sürekli dönmüş ve dolayısıyla dilime pelesenk olmustu. Şarkıdan kücük bir parca:

"There is those thinking, more or less, less is more
But if less is more, how you keepin' score?
Means for every point you make, your level drops
Kinda like you're starting from the top
You can't do that!"


Gerçekten de hayata hiçbirimiz - belli azınlıklar dışında - en tepeden başlamıyor. Çoğumuz sıfırdan atıyor ilk adımını hayata. Üstüne koyuyor koyabildiğince. Kendini geliştiriyor, dönüştürüyor. Büyüyor, büyütüyor, ihtiyarlıyor ve uçup gidiyor. Peki, ölümle tekrar sıfırlanmıyor mu her şey? Sıfırdan sıfıra bir yolculuk mu acaba hayat? Böyle düşününce 'saçma' değil mi hayatın kendisi? Bunca uğraş, bunca emek?


Yaşarken kendini sıfırlamaya çalışan bir muhasebecinin hikayesi "Sıfırlamak". Çalıştığı şirkete 'Yeniden Yapılandırma' kasırgası çarpınca, sevgili muhasebecimiz Hüsamettin Bey kendini yeniden yapılandıramaz ve ömrünü adadığı işinden olur. Su "zero based budget" denen şeyi kavrayıp, çalıştığı şirketin hesaplarını sıfırlayamamıştır ama kendi hayatını sıfırlayacaktır. Hem de sürpriz bir şekilde...


Yiğit Okur, hüznün ve kahkahanın birlikte olduğu, tempolu, adeta koşuşturan anlatımıyla en sevdiğim, sürekli peşinde olduğum Türk yazarlarından biri. Sıfırlamak, onunla ve yazdıklarıyla tanışmak için iyi bir fırsat. Aslında bütün yapıtlari benim için çok değerli ama "Hulki Bey ve Arkadaşları" ve "Deniz Taşları"nın benim için yeri ayrıdır.


Can Yayınları, 2010
Yiğit Okur
1934 - 2016

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails