20 Nisan 2010 Salı

Zülfü Livaneli - Son Ada


"Son Ada'yı yitirişimizin hikayesini anlattım."

Orwell'in Hayvan Çiftliği'ni hatırlatan bir alegori "Son Ada"... 12 Eylül dönemi Türkiye'sinin temsili bir öyküsü. Tüm sakinlerinin özgürce, kendileri ve çevresiyle barış içinde yaşadığı ütopik bir ada. Adaya ayak basmasıyla her şeyi çığrından çıkaran biri: emekliliğe ayrılmış bir darbeci... Ve "Son Ada"nın yavaş yavaş eriyişi, yitirilişi...

Adanın yitirilişi oldukca yalın bir dille anlatılıyor. Zaten bunun niye böyle yapıldığı bir şekilde okura bildiriliyor; anlatıcının yazar olmadığı ve romanın onun kaleminden çıktıgını anlıyorsunuz. Bu da belli bir amaçla yapılıyor. Eylemin, hikayenin kendisinin, sözün önünde olduğu, her türlü süslü tasvirden daha sarsıcı olacağı kanısı, inancı, iddiasi var. Hatta şöyle bir küçük hikaye var romanın içinde:

"Kelimeleri güzelleştirerek ya da şiddetlendirerek, güzel tasvirlerle insan hallerini anlatmaya kalkma. Sen eylemi anlat, gerisini okur kafasında tamamlasın.
...
Eski cağlarda bir delikanlı, insanların dişlerini de tedavi eden bir hekimin kızına aşıktır. Sırf kızı görebilmek için oraya gider delikanlı ve sevgilisinin yüzüne bakarak otuz iki sağlam dişini çektirir. Şimdi bu eylem üzerine hangi sevda sözlerini ekleyebilirsin ki. Hepsi zayıf kalır."

Yazar olmayan anlatıcımız da bu yolu seçiyor. Süssüz, yalın bir anlatımla, üslupla okuru silkelemek istiyor. Peki, amacı bu olan yalın dil, üslup beni çarptı mı? Doğruyu söylemek gerekirse pek de sarsılmadım. Sanırım çok bilindik bir hikaye, konu olmasıydı buna neden olan.

Bu darbeci başkan, satırları ve adayı işgal etmeye başlayınca gözünüzün önüne kimi getirdiğiniz çok açık. Aslında tüm totaliter odaklara cepheden bir saldırı olarak görmek gerek bu romanı. Yine de kişiselleştirmeden, bütün kötülükleri o malum kişi üzerine yapıştırmadan yapamıyorsunuz. Ben yapamadım en azından... Diyalogları okurken malum kişinin rahatsız edici sesi vızır vızır uçtu kulaklarımda. Yetmedi, şu meşhur netekimler eşlik etti vızıltılara... Hal böyle olunca, daha bir sinir oldum şu kara gözlüklü darbeci başkana.

Remzi Kitabevi, 2010

Zülfü Livaneli
1946 - 

2 yorum:

  1. Verdiği mesajlar açısından benim çok beğendiğim bir kitap olmuştu.Ancak nedense birçok insan beğenmedi bu kitabı.Yargı yolu açılsa da hala birileri ülkenin içine etmeye devam ediyor

    YanıtlaSil
  2. Kitapla ilgili elestirim, yalinligiyla amacladigi sarsintiyi bende yaratamamasindan kaynaklaniyor.

    Ülkenin icine eden digerleri de gün gelir yargilanir umarim. O zaman anlariz ki son ada yitirilmemis hala.

    YanıtlaSil

Related Posts with Thumbnails