28 Haziran 2010 Pazartesi

Adnan Binyazar - Ölümün Gölgesi Yok

"Ölümün ardından söz tükeniyordu. Sözü söze ekleyen dilim, ağzıma kurşun dökülmüş gibi katılaşmıştı. O anda, dişsiz ağzında ağıtlar geveleyen bin yaşında bir kadın kadar kocamıştım..."


"Yazılışı tehlike yaratacak" çocukluğunu anlatıyordu Masalını Yitiren Dev'de Adnan Binyazar. Kendi söyleyişiyle "...gözü yaşlı sözcüklerin tuzağına düşmeden...", iç baymadan, nesnel bir biçimde.


Ve "Ölümün Gölgesi Yok"... 2005 Orhan Kemal Roman Armağanı'nı kazandığı, bir başka anı-romanı Binyazar'ın. Okuması güç bir kitap. Neden mi?


Köy Enstitüsü'ndeki eğitimi bitince Çorum'da öğretmenlige başlar Adnan Binyazar. Orda tanışır Filizle. Birden 'filiz'lenen bir aşktır bu. Hem de nasıl güzel bir aşk! 


"Sabahları ben uyanmışsam, onun da uyanmasını isterdim. Onu geceleri benden çalan uykunun düşmanıydım..."

El ele geçen onca güzel gün, ay, yıl... Sonra amansız bir hastalık... Sevgilinin gözler önünde eriyişi, tükenişi, bitişi... Ve insanın elinden hiçbir şey gelememesi...

Filiz'inin ölümüyle içine gömdüklerini, haykıramadıklarını kağıda döküyor Adnan Binyazar "Ölümün Gölgesi Yok" ile. Gidene bir ağıt yakıyor!


İşte bu yüzden sol tarafta bir sızı duymadan okuması çok güç bir kitap...


Can Yayınları, 2009 (4. Basım)
Adnan Binyazar
1934 - 

2 yorum:

  1. Çok acı... geçenlerde bir tanıdığım ms hastalığından eşini kaybetti 2 yaşında bir bebek annesiz kaldı bu satırları okuyunca o aile geldi aklıma çok üzücü bir durum böyle durumlarda acısı üstünde kalsın derler ya gerçekten öyle fazla söze gerek yok...
    not: yakın zamanda okuyamam sanırım boğazım şimdiden düğüm düğüm oldu

    YanıtlaSil
  2. Evet aci gercekten... Yoklugun da sonsuz oldugunu hissediyor insan her satirinda.

    Masalini Yitiren Dev de zor bir kitapti bu da öyle.

    YanıtlaSil

Related Posts with Thumbnails