27 Haziran 2010 Pazar

Toni Morrison - Sula

Morrison'un işlediği konuların başında  beyazların ve erkeklerin kontrolündeki bir dünyada, siyah kadınların yaşantıları gelir. "Sula"da da birbirinden tamamen farklı 2 siyah kadının keşfine çıkartıyor sizi: Nel ve Sula...


Nel, evlilik ve annelik hakkında daha geleneksel ideallerin cisimleştiği bir kadındır. O toplumun alışkanlıklarına, dayatmalarına teslim olmuş bir kıçocuğu, bir eş ve bir annedir. Nel'in yaşamı sanki annesinin yaşamının bir kopyasıdır: koca ve çocuklar tarafından tanımlanmış, sınırları çekilmiş bir hayat... Örneğin, romandaki şu basit sahne Nel'in hayatının, ondan beklenenlerin özetidir. Nel'in evlilik töreni annesinin evinde yapılmaktadır ve davetliler içkilerini halılara dökmekte, çocuklar kendilerini perdelerin içine paketlemektedirler. Normal şartlarda dünyayı ayağa kaldıracak annesi şöyle der: 


"Bugün sona erdiğinde, evi onaracak, ev işlerinin peşinde koşacak koca bir ömrü olacak zaten."


Ve Sula... Nel'in çocukluk arkadaşı, isyankar, başına buyruk ve 'ahlak dışı'... Sula, ailesiyle beraber bir yaşam istemez; otonom bir hayattır tercihi. Nel'in evliliğinden sonra şehri terk eder zaten. 10 yıl sonra geri döner ve bu geri dönüş yaşadığı yerin geleneklerine açık bir meydan okumadır ve elbette Sula karşısında herkesin birleştiği bir şeytandır artık.


Roman, şaşırtıcı olaylarla, gülünç serüvenlerle ve sıradışı karakterlerle doludur. Ama su yüzünde hep bu birbirinden farklı iki kadın ve yaptıkları seçimler vardır. Kitabın sonunda gelenekleri, toplumun çektiği kalın sınırları takip ederken nelerin gözden çıkarıldığını, nelerden feragat edildiğini Nel'in ızdıraplı kabullenişinde okursunuz. 


Toni Morrison çok katmanlı, birbirinden farklı ama ilişkili konunun iç içe girdiği yoğun yazınıyla en sevdiğim yazarlardan biri. "Sula"yı da Sevilen ve En Mavi Göz'den sonra keyifle okudum.

Can Yayınları, 1994 (1. Basım) 
Toni Morrison
1931 - 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails