22 Kasım 2010 Pazartesi

Mario Vargas Llosa - Teke Şenliği

Ve karşınızda Llosa Haftası'nın son kitabı: "Teke Şenliği". Okuduğum üçlü içinde en sevdiğim bu oldu diyebilirim. Assolist gibi kendisini en sona saklamış farkında olmadan...

Rafael Trujillo, nam-ı diğer "Teke", Dominik Cumhuriyeti'ni 1930 ve 1961 yılları arasında yönetmiş, kanlı bir diktatördür. Aklına estiğinde, istediği kişiyi onursuzluğa, işkenceye ya da ölüme itmeye muktedir, kadına ve güce olan tutkusu doyumsuz bir liderdir. Haliyle de yarattığı bir korku imparatorluğudur. Llosa, işte Dominik Cumhuriyeti'nin bu zor zamanlarını, acımasızlığın, gaddarlığın yönetici koltuğunda oturduğu, 30 yıllık "Teke" mezalimini romanlaştırıyor. Hikayeyi 3 farklı bakış açısından aktararak yapıyor bunu da.

İlki Urania Cabral. Zamanında tekenin yanında senatörlük yapmış, ona her türlü desteği vermiş Agustin Cabral'in, Trujillo'nun taktığı isimle Beyin'in kızı. Urania, 14 yaşında terk ettiği ülkesine geri dönüyor 1996 yılında. Anlıyoruz ki yatalak babasına karşı büyük bir nefret biriktirmiş içinde. Romanın sonunda öğreniyoruz bunun nedenini. 

İkincisi, tekenin ta kendisi... Tanışıyorsunuz kendisiyle ve pek de mutlu olmuyorsunuz açıkçası. Llosa sizi onun düşünce alemine daldırıyor. 1961 yılında Trujillo 70 yaşındadır. Her an bir damat gibi kusursuz giyimli ancak idrarını tutamamaktan şikayetçi bir halde. Ayrıca, genç kadınlarla olan alemlerinin nihayete erdiğini hissetmekte ve bu da kalbinde derin yaralar açmakta zavalının. Buna rağmen, hala politik kumpasların, entrikaların başrol oyuncusu ve astlarını korkudan titretecek kadar etkili, yetkin.

Elbette suikastçiler... Onlarla gecenin bir yarısı, ıssız bir caddede tekeyi öldürmek için beklerlerken karşılaşıyorsunuz. Hepsinin tekeden nefret etmesi için iyi bir sebebi var. Hepsinin de hayatı - teke sağ olsun! - keder yüklü. Hikayeleri ortaya döküldükçe Trujillo rejiminin ne anlama geldiği, insanların hayatında ne gibi onulmaz etkileri olduğu cok net bir biçimde gözünüzün önünde canlanıyor. 

Ve sonunda olan oluyor. Olacağını biliyorsunuz. Tarih de bunu böyle yazıyor zaten. Teke öldürülüyor!

Kitabı elimden bırakamadığımı söyleyebilirim. Llosa beni Dominik Cumhuriyeti'nin o karanlık günlerine, bir diktatörün şeytani aklına sürükledi. Ve kaçtığını zanneden bir kadının hikayesine...

Muhakkak okuyun!

Can Yayınları, 2003 (1. Basım)
Mario Vargas Llosa
1936 -

3 yorum:

  1. Yazımda da belirttim en merak ettiğim iki kitabından biri. Umarım bir daha ki sefere yine birlikte Llosa okuması yaparız.

    Sevgili Özgür seninle bu haftayı paylaşmak çok güzeldi, eline sağlık yazıların hepsi birbirinden güzel. Sevgiler...

    YanıtlaSil
  2. Ben Llosa haftasında iki kitap bulup okuyabildim. Teke Şenliği'ni yazınızdan sonra çok merak ettim. En kısa sürede Yüzbaşı ve Kadınlar Taburuyla birlikte bulup okumayı düşünüyorum.

    Yorumların için teşekkür ederim. Başka bir okuma haftasında umarım yine buluşuruz. İyi okumalar.

    YanıtlaSil
  3. Bu kitaptan dominik cumhuriyetine baktığımda oranın kısa boylu, tıknaz ,yanakları tombul, gözleri fıldır fıldır ve takım elbiselerinin içine tıkıştırılmış gibi gözüken kişilerden oluşan bir çeşit anti-şirin köyü olduğunu düşünmeye başladım.

    YanıtlaSil

Related Posts with Thumbnails