23 Aralık 2010 Perşembe

Ben Okri - Aç Yol

Radiohead sever misiniz? 1995 yılında çıkan The Bends isimli 2. albümlerinde benim çok çok sevdiğim bir parça vardır: Street Spirit (Fade Out). Sadece sözleriyle değil, müziğiyle de karanlık bir şarkıdır. Bilenler benimle aynı fikirdedirler sanırım. Grubun solisti Thom Yorke da şöyle konuşmuş şarkıları hakkında:




"Street Spirit... onu ben yazmadım. O kendi kendini yazdı. Biz onun sadece ulağıyız. Bizim en karamsar şarkımız da bile bir yerlerde bir umut yeşerir. Street Spirit (Fade Out) ise çözümsüzdür. Sonunda ışığın görünmediği karanlık bir tüneldir... Keşke bu şarkı bizi ulak olarak seçmeseydi..."


Sakat bir parça anlayacağınız. Güneşi bile örten gece misali... Ki bence etrafta hiçbir ses olmadan, müziği ve sözleri hissedilerek dinlenilmesi şart bir şarkı. Ben Okri ile Street Spirit'in ne alakası var demeyin. Kendisi, Aç Yol'dan esinle ortaya çıkmış bir Radiohead efsanesi... Böyle olunca kitaba olan merakım daha da arttı haliyle. Şarkının videosunu tekrar izlediğimde de kitaptan görüntüler geldi gözümün önüne. 


Mucizeler Dükkanı icin bu yıl okuduğum en iyi kitaplardan biri diye yazmıştım. "Aç Yol" için ise yürek ferahlığıyla bu yılki en iyi kitabım diyorum ve bu kadar geç okuduğum için hayıflanmadan edemiyorum doğrusu.


İlk önce şunu söylemem de fayda var. Başlar başlamaz farklı bir kitabı elinizde tuttuğunuzu anlayacaksınız. Son derece lirik, şiirsel bir dil ve gerçekle düşselin iç içe geçtiği bir anlatım. Hepsi de Azaro'nun ağzından çıkıp size ulaşıyor.


Azaro bir abiku, bir peri-çocuk... Abiku Nijerya'da yaygın olan Yoruba dinine ve mitolojisine göre "ölüme yazgılı" anlamına geliyormuş. Ayni zamanda ergenlik çağına gelmeden ölen çocukların ruhlarına verilen isim ve bu çocukların aynı anne-babaya tekrar tekrar doğduklarına inanılıyor. Afrika'daki o sonu olmayan çocuk ölümleriyle başçıkmanın bir yolu sanki...


"Ne kadar mutluysak, doğumumuza o kadar az kalmış demekti. Tekrar bir bedende can bulma vakti yaklaştığında, periler dünyasına ilk firsatta döneceğimize and içerdik. Yemin edenlerimiz, yaşayanlar tarafından abiku yani peri-çocuk olarak bilinirdi. Biz iki dünya arasında durmaksızın gidip gelen, yaşamla anlaşmaya niyeti olmayanlardık. Yeminini bozanlar kabuslarla taciz edilir, arkadaşları yakalarını bırakmazdı."


Azaro, dünyadaki - Afrika'daki - talanın, çiğliklerin farkında. Bakın onun gözünde dünya nasıl bir yer:


"Doğmayı özlemle bekleyen tek kişi bile yoktu aramızda. Varolmanın cefalarını, kavuşulamayan özlemleri, dünyada kutsanan adaletsizlikleri, sevginin labirentlerini, ölüm gerçeğini ve evrenin basit güzelliklerinin içinde yaşayanlarışaşkınlık verici kayıtsızlıklarını sevmiyorduk. Çoğu kör doğan ve pek azı görmeyi öğrenebilen insanoğlunun kalpsizliği ütkütüyordu bizi."


Bunları söylemesine, önceki yaşamlarında hepsini tek tek tecrübe etmiş olmasına ve yeminine  rağmen, yaşayanlar ve periler ülkesinin arasında bir yerlerde kalmayı tercih ediyor; hayatta kalmak icin yoğun bir savaş veriyor ve diğer peri-çocukların onu kendi dünyalarına geri getirmek için yaptıkları türlü numaraya karşı pes etmiyor, ölüme olan yazgısını kırıyor Azaro. Açlıkla, kederle, fakirlikle, hastalıklarla ve acıyla - ki bunlar Afrika'daki yaşamın su ve hava gibi birer parçası - yapılan sürekli bir düello... Ve Azaro ölümü sürekli başından defetmeyi başarıyor, o boyun eğmek nedir bilmeyen yaşama arzusuyla. Sebebi de sadece şu:


"Bazen kalmak istememe bir yüzün neden olduğunu düşünürüm. Gelecekte annem olacak kadının yaralı, acı dolu yüzünü mutlu etmek istemiştim."


Roman Azaro'un kendisini düzenbaz bir polisin ve karısının evinde bulmasıyla açılıyor. İkisi de Azaro'da ölmüş çocuklarını görüyorlar. Sonunda Azaro'nun matemli annesi onu buluyor ve evlerine geri getiriyor. Yerleşir yerleşmez de Afrika'nin oldukca fakir bir gettosundaki insanları ve yaşamlarını gözlemlemeye başlıyor. Sefalet içinde çırpınan insanların her hadisesini kaydediyor. Bunu da gerçek ve düşseli iç içe geçirerek, iki dünya arasında salınıp durarak yapıyor. Haliyle kitap bu iki dünyadan da imgelemlerle dolu. Eciş bücüş şeytanlar, iblisler, beyaz, siyah ve gri gölgeleri olan varlıklar...


"Aç Yol" bütün bu sürreal öğeleri, mitleri ve batıl inançları içinde barındırmasına rağmen inanılır bir hikaye. Afrika'daki dramı bir abikunun gözünden okumak çok çok dokunaklıydı benim için. Ayrıca Ben Okri'nin hayalgücü hayret ve saygı uyandırdı içimde. 

1991 yılında Booker ile ödüllendirilmiş "Aç Yol"'u okumadan önce takın kulaklığınızı ve Street Spirit tek şarkılık listenizin shuffle'ı olsun...


IMMERSE YOUR SOUL IN LOVE!

İmge Kitabevi, 2000 (1. Basım)
Ben Okri
1959 - 



8 yorum:

  1. Beb Okri ve Aç Yol ismini sık sık mutlaka okuyunuz şeklinde duymaya başladım son zamanlarda. 2011 okuma programımın liste başlarından olacağı kesin gibi.

    YanıtlaSil
  2. Sözünüzü dinledim ve (yaşasın idefix sanal fuarı) sizin okuyup da güzel dediğiniz birkaç kitapla bu kitabı da sepete atıp getirdim eve.
    Okumak için sabırsızlanıyorum.

    YanıtlaSil
  3. Cok mutlu etti beni bu ve aldiginiz diger kitaplari da merak ettim dogrusu. Umarim sizin icin de keyifli okumalar olur her biri...

    Maalesef be yasasin idefix sanal fuari diyemiyorum. Onun yerine 'kahrolsun su gurbetlik!' arabeskine siginiyorum.

    YanıtlaSil
  4. Kent ve Köpekler-Mario Vargas Llosa
    Küçük Anılar, Bilinmeyen Adanın Öyküsü, Kopyalanmış Adam, Umut Tarlaları-Jose Saramago
    Zenciler-Jean Genet
    Demian-Hermann Hesse
    Mucizeler Dükkanı, Tarçın Kokulu Kız-Jorge Amado
    Çarpışma Partisi-Chuck Palahniuk
    Mercier ile Camier-Samuel Beckett
    Aç Yol-Ben Okri
    Jaguar Güneş Altında-Italo Calvino
    Abanoz Kule-John Fowles
    Sahilde Kafka-Haruki Murakami
    Akile Hanım Sokağı-Halide Edip Adıvar

    Bu benim çorbam. Hangilerini sizin listeden esinlenerek aldığımı biliyorsunuz zaten. Yazarın ölümü nedeniyle bitememiş kitaplara çok ciddi bir ilgim var (bkz:Jaguar Güneş Altında)
    Saramago'ya bayılıyorum anlaşılacağı üzere.
    Tekinsiz'i yarım bıraktım, yine de uslanmadım, gittim yine Palahniuk aldım. Jean Genet öylesine düştü listeye, kimseler almadığı için3 4 liraya düşen kitaplar kontenjanından. Hermann Hesse de. Sahaftaymış gibi kurcalıyorum idefix sayfalarını. Fowles'in sadece o kitabı kalmıştı okumadığım. Halide Edip de annemin siparişi. :)

    Ben aylarca biriktiriyorum bazen bu listeyi, idefix kampanyalarını denk getirip alıyorum. Türkiye'ye geldiğinizde siz de yapabilirsiniz. 1 hafta içinde teslimat yapıyorlar mutlaka. Çok daha hesaplı üstelik. Ve kutudan çıkan 15 20 kitap insanı çocuklar gibi sevindiriyor! Sanki başkası hediye almış da göndermiş gibi. :)

    YanıtlaSil
  5. Güzel bir corba olmus :) Benim de tuzumun olmasi icinde ayri bir hosluk benim icin tabii...

    Aslinda Türkiye'ye her gidisimde siparis veriyorum idefix'ten. Sorunum istedigim zaman yapamamak bunu ve sanal fuar gibi firsatlari kacirmak.

    Kutudan acip gelen kitaplara tek tek bakmak cok keyifli oluyor gercekten. Sonra hangisinden baslasam diye düsünmek...

    YanıtlaSil
  6. Gecikmiş bir mesaj ama ben şarkıdan açıkçası çok etkilendim,şimdi de merakla kitabı okumak için geri sayıma başladım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sarki benim icin efsanevidir. Kitabi da sevmeniz dilegiyle.

      Sil

Related Posts with Thumbnails