12 Aralık 2010 Pazar

Kemal Bekir - Hücre 1952

"Hücre bir işkence odasıdır. Bir hücre yaşamı kolay kolay ulaşılamayacak özgün bir yaşamdır ki ancak yaşayanın kaleminde canlılık kazanabilir. Soba başında hücreyi anlatamayız ne kadar usta olsak da. Ya da anlatırız anlatmasına ama o hücre gerçek hücre olmaz. Tiyatroya verdiği emeğin bir o kadarını da edebiyata vermiş olan Kemal Bekir, yılların gerisinden canlı izlenimlerini romanlaştırarak anlatıyor." Afşar Timuçin'in kitaba yazdığı önsözden


1998 yılında Orhan Kemal Roman Ödülü'nü kazanmış bir roman. Aslında romanın büyük bir bölümü 1979-80 yıllarında Felsefe dergisinin 3 sayısında yayımlanmış. Yazarı Kemal Bekir, 1951 Komünist Tevkifatı Davası'nın sanıklarından ve o zamanın işkenceleriyle adını duyurmuş, birçok meşhur ismi de bir güzel 'ağırlamış', yaygın ismi 'tabutluk' olan Sansaryan Han'ın hücrelerinden birinde geçirdiği 56 günü anlatıyor romanında. 


Romana başlamadan önce ağır işkence sahneleriyle dolu, insanı insan olduğundan utandırıp yerin dibine sokacak bir kitap bekliyordum. Erdal Öz'ün Yaralısın'ı gibi... Yine işkence çıktı satırlardan ancak fiziki değildi anlatılan işkence. Tamamen zihinseldi...  2,5 metrekarelik bir hücreye tıkıldığınızı ve orada 56 gün boyunca tutulduğunuzu düşünün. 56 koca gün... Ne ile suçlandığınızı bilmiyorsunuz, sorguya aldıklarinda sadece "Söyle!" diyorlar. Ufacık bir yatak ve 2 adımlık bir volta alanı...  İnsan ne yapar? Sadece düşünür, kendi kendisiyle sesli sesli konuşur durur, kendi iç hesaplaşmasını yapar, geçmişi, pişmanlıkları, eğer olacaksa geleceği zihnine hücum eder. Şansı varsa da delirmenin eşiğinden döner.


İşte böyle bir işkence odasıymış hücrenin kendisi! Kemal Bekir bunu çok çarpıcı bir biçimde gözüne gözüne sokuyor okuyanın. Bütün o iç çatışmalar, monologlar o kadar gerçekti ki...


Son söz: Sansaryan Han Sirkeci'de ve günümüzde adliye olarak kullanılıyor. Yani bir zamanların işkencehanesinde şimdi adalet dağıtılıyor. Geçmişi temize çekme çabası sanki. Oysa bu tip yerlerin müzeleşmesi daha doğru olmaz mı? Tıpkı Berlin'deki Stasi Hapishanesi gibi. Toplumsal olarak unutmaya meyilliyiz. Oysa hatırlamak, toplumsal hafızamızı genişletmek değil mi doğru olan?

Pencere Yayınları, 1997 (1. Basım)


Kemal Bekir
1924 -

2 yorum:

  1. Dikkatimi çeken konularda iki kitap . Hemen not ediyorum . Paylaşımınız için teşekkürler...

    YanıtlaSil
  2. Mucizeler Dükkani'ni özellikle tavsiye ederim

    YanıtlaSil

Related Posts with Thumbnails