31 Ocak 2011 Pazartesi

Oğuz Atay - Günlük

"Selim gibi, günlük tutmaya başlayalım bakalım. Sonumuz hayırlı değil onun gibi herhalde. Bu defteri bugün satın aldım. Artık Sevin olmadığına göre ve başka kimseyle konuşmak istemedigime göre, bu defter kaydetsin beni; dert ortağım olsun. 'Kimseye söyleyemeden, içimde kaldı, kayboldu," dediğim düşüncelerin, duyguların aynası olsun. Kimse dinlemiyorsa beni - ya da istediğim gibi dinlemiyorsa - günlük tutmaktan başka çare kalmıyor. Canım insanlar! Sonunda, bana, bunu da yaptınız. "
Oğuz Atay / Günlük


Önce Tutunamayanlar'ın Selim'ine günlük tutturur, sonra da kendi soyunur bu işe Oğuz Atay. Günlüğüne ilk karaladıkları da bunlar olur. Canım insanlar sonunda ona bunu da yap(tır)mıştır.


Birinin günlüğünü okumak demek onu şeffaflaştırmak, savunmasız bırakmak demek aynı zamanda. Oğuz Atay için doğru olur mu bunu söylemem? O zaten Tutunamayanlar'da, Tehlikeli Oyunlar'da, Oyunlarla Yaşayanlar'da, Korkuyu Beklerken'de yeteri kadar şeffaflaştırmadı mı kendini? Kendisinden başka neyi yazdı ki?


Yine de günlüğüyle Oğuz Atay, başka bir kapısını açıyor size, mahremine giriyorsunuz. Elbette magazinsel bir mahremiyet değil bahsettiğim. Yazdıklarının - özellikle de Tehlikeli Oyunlar ve Oyunlarla Yaşayanlar'ın - mahremiyeti... Karakterleri hakkında ne düşündüğünü, onları nasışekillendirdiğini, kurguladığını okuyorsunuz, gel-gitleriyle karşılaşıyorsunuz. Sadece bu da değil: hemen hemen bütün kitaplarında yoğun bir şekilde işlediği, doğu-batı arasında sıkışmış Türk aydını ve insanının buhranı hakkındaki görüşlerini de içeriyor günlüğü.


Bütün Oğuz Atay kitapları gibi bu da mutlaka ama mutlaka okunmalı! Hele benim gibi 'Atayist' olma yolundaysanız...


İletişim Yayınları, 2008 (13. Basım)
Oğuz Atay'ın Günlük'ü kendi elyazısıyla da sunulmuş

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails