10 Ocak 2011 Pazartesi

Oğuz Atay - Tutunamayanlar

"Kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım; kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım." 
Tutunamayanlar / Oğuz Atay


Selim Işık... Turgut Özben... Oğuz Atay... Tutunamayanlar...


Bu adamlar hakkında yazılmamış ne yazabilir insan? Kendisi de ortaya çıktığında tutunamamış ancak sonra 'kült'leşmiş bir romanla ilgili söylenmemiş ne söyleyebilirim ben? "Şimdi yeni şeyler söylemek lazım" elbette ama hiç kolay değil bu, konu Tutunamayanlar olunca.


Konusuyla mı başlasam? Yoksa o çok farklı biçimiyle mi?


Bence önce biçimiyle... Alışkın olduğumuz romanlar nasıldır? Düz bir çizgi gibi düşünürsek zamanı bir modernist gibi, olaylar o çizgi boyunca şaşmadan ilerler roman boyunca. Genellikle de tanrısal bir güçle donatılmış, her şeyi bilen bir 3. kişinin kaleminden okuruz ne anlatılıyorsa. Oysa Tutunamayanlar'da durum bambaşkadır. Bir kere birden çok yazın türü iç içedir. Günlük, mektup, efsane, şiir, şarkı, hatta tiyatro oyunu... Serseme çevirir sizi bu. Sürekli yumruk yiyen bir boksör gibi bir yere serilir, bir kalkarsınız. Sürekli bir ters köşeye yatma durumu... Oyun içinde oyun... Sonra iç konuşmalarla yoğrulmuştur anlatım. Turgut Özben hayalinde yarattığı Olriç ile söyleşir durur sürekli. Hele Günseli ile Selim'in aşklarının anlatıldığı bir bölüm vardır ki bir girdaba benzer. Hiçbir noktalama işareti kullanılmadan yazılmıştır bu 70-80 sayfa. Okurken oldukça zorlanırsınız ve anlarsınız ki biçimsel bir kaygının ürünü değildir bu tercih.  İçerde kopan fırtınaların, aşkın kural tanımazlığınn bir yansımasıdır sadece...


Konusuna gelince... Ya da gelelim mi? Aslında konu basittir. Efendim! Selim Işık intihar eder. Turgut Özben intiharın sebebini öğrenmek icin Selim'in geçmişine dalar. Sonunda da ortadan kaybolur... 3 cümleyle konu budur. Tutunamayanlar'ın kilidi elbette Turgut'un Selim'in geçmişine dalışıdır. 700 sayfayı aşan, insanı nefessiz bırakan, upuzun bir dalış... Nefessiz bırakan derken lütfen yanlış anlaşılmasın. Kastettigim 'nefes nefese' ya da 'nefes kesen' değil. Aksine, Selim'i tanıdıkça boğulacak gibi olursunuz. Kötü yaşamaktan korktuğu için hiç yaşamamış bir adamdan, bir hiç tutunamamıştan bahsediyorum. Turgut, Selim'in arkadaşlarından başlar işe. Selim - tıpkı Oğuz Atay gibi - insan adacıkları yaratmıştır kendine; hiçbir arkadaşı biribirini tanımaz. Zaten Oğuz Atay'ın metinlerinin otobiyografinin kurmaca ile dansı olduğunu söylemiştim bir önceki yazımda. Selim'in ardında bıraktığı mektupları, şarkıları, notları buldukça, daha önce bilmediği aşkıyla tanışınca, Selim'i iyice içsellestirir Turgut. Sonunda da Selim'in yerden yere vurduğu korunaklı küçük burjuva hayatını bırakır ve bir "tutunamayan" olarak terk-i diyar eyler; bir trenden öbürüne atlar durur... Nerede okuduğumu şimdi hatırlamadığım şu cümle çok güzel özetler durumu:


"Selim'in 'ışığında' 'özbenliğini' bulur Turgut."


Aslında Selim'in ışığını sadece Turgut'a tutmuyordur Oğuz Atay. Siz de nasibinizi alırsınız bu ışık yağmurundan. Bazen birkaç damla düşer kafanıza, bazen de bir bakmışsınız doluya tutulmuşsunuz. Selim'in korkularını okurken kendinizle yüzleşirsiniz, hesaplaşırsınız bol bol. Etkilenmemek mümkün değildir. Okuduğum süre boyunca yani yaklaşık bir haftadır 'omzum düşmüş', 'başım öne eğilmiş' ve 'yara bere içinde kalmışımdır'. Aslında Selim'in ışığı ne olduğunuzu haykırır size. Yara bere de bunun sonucudur.


Tutunamayanlar bir başucu kitabıdır benim için...


İletişim Yayınları, 2010 (47. Basım)
Tutunamayanlar'ın Sinan Yayınları'ndan çıkan ilk baskısı...
Kapaktaki resmi Oğuz Atay'ın 'Grand Passion'u Sevin Seydi (Tutunamayanlar'ın Günseli'si) yapmış.

Papatya tarlasına gömülmüş bir çocuk-adam: Selim Işık

18 yorum:

  1. Kitabın ne kadar güzel olduğu malum da senin anlatış biçimin çok hoşuma gitti benim. Bu güzel tanıtım için teşekkürler.

    YanıtlaSil
  2. hep okumak istediğim ama okuyamayacağımdan korktuğum için uzak durduğum bir roman.

    YanıtlaSil
  3. @küfkedisi: Cok tesekkür ederim!

    @judy abbott: O korku ben de vardi. Hakkinda yazmak bile hic kolay olmadi.

    YanıtlaSil
  4. hayatımı ikiye ayırdım ben bu kitaptan sonra
    tutunamayanları okumadan önce ve tutunamayanları okuduktan sonra diye...
    ve son günlerde yine elimde bu kitap...
    çok iyi geldi bu yazı...
    elinize kaleminize sağlık çok iyi bir "tutunamayanlar" yazısı olmuş...

    YanıtlaSil
  5. Tesekkür ederim yorumunuz icin. Hayatim icin olur mu bilemem ama edebiyatimiz icin bir mihenk tasidir Tutunamayanlar... En iyi kitaplarimdan biridir!

    YanıtlaSil
  6. Ben de okumak istiyorum yıllardır ama beni de korkutmuştur hep tıpkı James Joyce'un Ulysses'i gibi. Ama senin yazın Sevgili Özgür o kadar net ve pürüzsüz ki hemen alıp okuyasım geldi. Umarım bu yıl bitmeden okurum. Eline sağlık çok güzel bir yazıydı. Sevgiler :)

    YanıtlaSil
  7. çok iştahla ve içtenlikle yazmışsın tanıtımı, kesinlikle okumayı deneyeceğim..

    YanıtlaSil
  8. Ulysses Oguz Atay okumaya baslar baslamaz listeme girdi. Belki de ilerde "Oguz Atay'in yazarlari" gibi bir ay yapabilirim. Güzel olurdu degil mi?

    YanıtlaSil
  9. hmmmm. demek böyle etkilendiniz.... teşvik edici oldu, teşekkürler

    YanıtlaSil
  10. uzun uzun anlatılan biraz da hayatımıza benzeyen salon salamanjeler, vitrine uymayan halılarımız görünen kısmı afilii görünmeyen astarı özentiden uzak, kanepelerimiz...biraz da hayatımıza benzeyen... küçük hesap ve heveslerimiz yoksunluğun ortasında kristal vitrin bardakları gibi çok gerekli(!) eşyalarımız ve küçük burjuva hayatının istemeden tozlu dolaplar üzerine hapsettiği "ben" olma denemelerimiz vs vs hayatımızın tafsilatlı özeti...

    tutunamayanlarda dikkatimi çeken şeylerden biri de kahramanların kitabın başından sonuna kadar aşağılanan horlanan küçük burjuvalardan biri olması.düşünsenize...etrafımızda selim ya da turgut gibi iki insan olsa "onlar"dan şikayetçi bi selim olsa mesela ve intihar etse yana yakıla hayatında "gerçek" bi dram ararız ve bulamayız muhtemelen..çünkü küçük burjuvazi içinde sıkılmış dertlerini gerçek dert sanan iki insan turgut ve selim.ve bazı yerlerde bu hallerine göndermeleri oldukça fazla özellikle de turgut kendi azabını ve bu azapla başa çıkış tarzını aşağılar.çoğu yerde bi karikatürize etme durumu var çevrelerindeki her şeyi sığlaştıran ve kalıba sokan..dil de keza öyle esprili, alaycı.arkadaşlarıma sorduğumda bu kitabın en çok günseli kısmını sevmişler bense dördüncü bölümden büyük zevk alarak okudum..kitabın mısra-i bercestesi dördüncü bölümüdür bence..ve turgutla selimin dertlerinin sanal dertler olduğunu en çok şikayet ettikleri anda (acılarını çekiş tarzları da dahil) bile o burjuvazi oyununun bi parçası olduklarını, yazarın da bunu bilerek yazdığını bu bölümde anladım.

    YanıtlaSil
  11. Şu anda okuyorum ve sizi çok iyi anlıyorum. Alıntı yazmaya başladığımda neredeyse bütün kitabı yazıyordum artık bıraktım, bir bütün olarak baş ucumda hep durmasını istiyorum :)

    YanıtlaSil
  12. çok beğendim yazınızı... bu romanı edindim fakat okuma imkanım olmadı henüz.. paylaşımınıza teşekkürler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tesekür ederim, okumaniz dilegiyle...

      Sil
  13. Nihayet Tutunamayanlar'ı okuyanlar kervanına katıldım:)

    Güzel, hararetli yazmışsınız. "Okumayan kalmasın" grubundan bir roman bence.

    YanıtlaSil
  14. Tebrikler o zaman :)

    Kesinlikle öyle, bir basucu kitabidir benim icin Tutunamayanlar...

    YanıtlaSil
  15. Siparişimde var, hep olumlu yorumlarını okudum ama geç kaldım biraz...olsun yine de kitap okumak için hiç bir zaman geç değildir, değil mi?
    Tanıtımlar için yine çok teşekkürler:)

    YanıtlaSil
  16. Elbette degildir. Ben de Tutunamayanlar'i gec okuyanlardanim.

    YanıtlaSil
  17. Az öz ama sadık okur her yazara nasip olmuş mudur ? Oğuz Atay bunu başarmış kendisinden asla vazgeçmeyen bir kitle oluşturmuştur. Bence asıl mutluluk budur ama kendi görememiştir. Bir dahi Atay gibi değilse nasıldır? Kitapta istediği her şeyi yapmış eğmiş bükmüş kelimeleri, gülmüş eğlenmiş, ve alt satırlarda demiş ki ben nasıl istersem öyle olacak ... Babasıyla ilgili bir bölüm var kitapta hepimizin babasını anlatmış sanki: durbakalım helecilik ezberlemiştim... Okunmalı yazınızı ve bloğunuzu beğendim teşekkürler ...

    YanıtlaSil

Related Posts with Thumbnails