14 Şubat 2011 Pazartesi

Tahsin Yücel - Kumru ile Kumru

"Kumru ile Kumru", eşyanın tabulaştırılması, metanın insanları boyunduruğu altına alışı üzerine oldukça düşündürücü bir roman. Piyasacı/tüketimci topluma ve bu toplumun ortaya çıkardığı insani ilişkilere karşı keskin bir eleştirel bakış. Eleştirel olduğu kadar da Tahsin Yücel'in olmazsa olmazı ironik, karikatürize bir anlatıma sahip elbette. Tıpkı "Peygamberin Son Beş Günü"nde olduğu gibi...


Kumru... Daha iki yaşında hayattan uçup gitmiş ablasının adını veriyorlar Kumru'ya. Köyünün korunaklı, izole ortamında, dünyada olan bitenden habersiz büyüyor. Büyüyüp serpilince de İstanbul'dan hemşehrisi Haydar Yarma - nam-ı diğer 'Pehlivan' - ile görücü usulü evlendirilip İstanbul'un yolunu tutuyor. İstanbul'un göbeğinde, küçücük bir kapıcı dairesinin içinde, kendilerinden o kadar da uzakta olmayan boğazın bile varlığından habersiz yaşamaya başlıyorlar. Az zaman sonra da ikizleri dünyaya geliyor: Hakan ve Sultan. Hakan çok zeki ve sınıfının hep birincisi, Sultan ise kendine söylenenleri, sadece öznelerini değistirip papağan gibi tekrar eden bir yarım akıllı olup çıkıyor maalesef.


Kumru, geçim derdi içinde ev temizliklerine gitmeye başlıyor. Tahsin Yücel, kurulu iktisadi düzene inceden inceden giydirmeye de bu anda başlıyor yoğun bir şekilde. Evini temizledikleri içinde biri var ki, Kumru'nun geçirdiği değişim/dönüşüm içinde başat öneme sahip: Tuna Hanım. Ona her daim bir arkadaşmış gibi yaklaşan Tuna Hanım'ın evinde gördüğü büyük ve dopdolu buzdolabına, 'Vestigos'a vurulur Kumru. Vestigos artık onun için büyük bir tutkuya, bir saplantıya dönüşür. Ev temizliği sırasında sürekli mutfağa gider, Vestigos'un kapısını aralar, içine bakar durur. İçinde ne var ne yok ezberler adeta. Tek amacı vardır artık: bir Vestigos da küçücük evlerine yerleştirmek. Yerleştirir yerleştirmesine de bütün hayatları buzdolabının etrafında dönmeye, Vestigos onları yönetmeye başlar. Bunu diğer elektrikli ev aletleri, sınıf atlayıp apartmanın deniz manzaralı 14 numaralı dairesine geçmeleri, Kumru'nun reklamlarda beğenip aldırdığı araba izler. Artık hayatlarının her alanı bütün bu metaların yönetimi altında yeniden tanımlanmıştır. Sonucunda da bambaşka bir Kumru ortaya çıkar: bunalımlar içinde, saldırgan, iletişimsiz... Yapayalnız...


Ne kadar da tanıdık, değil mi?


Can Yayınları, 2008 (12. Basım)
Tahsin Yücel
1933 - 2016

6 yorum:

  1. Tahsin Yücel okumaya bu kitaptan başlamıştım... gerçekten insanın eşyaya olan tutkusunu çok güzel anlatmış. Hemen hemen her gün elektriğin gittiği bir yerde yaşıyorum her gün sinirlerim bozuluyor çünkü böyle bir yerde hayatı elektronik şeylere bağlı kurmuş olmanın anlamsızlığıyla yüzleşiyorum.... yazı çok güzel olmuş.
    Bende dün Yalan kitabını aldım Peygambern Son Beş Gününü getirtmelerini rica ettim.. Tahsin Yücel okumaya devam...

    YanıtlaSil
  2. Aslinda ben de Yalan ile devam edecektim Tahsin Yücel okumalarima. Sizin blogunuzda görünce "Kumru ile Kumru" ile devam ettim. Yalan icin de aynisi olacak galiba. Önce siz okuyacaksiniz sonra da ben takip edecegim.

    Esyaya bagimliligimiz ancak böyle ironi yüklü karikatürize bir anlatimla gözümüzün icine sokulabilirdi. Bu da Tahsin Yücel'in basarisi.

    YanıtlaSil
  3. "Tahsin Yücel'in olmazsa olmazi ironik, karikatürize bir anlatima sahip" Açıkçası bu üslup tercihinin Tahsin Yücel'in romanlarını zayıflattığı düşüncesindeyim. Meselâ "Bıyık Söylencesi"nde bu durum çok göze batmaz, hattâ romanı güçlendirirken Kumru ile Kumru'da, Yalan'da, Gökdelen'de tam tersi bir etkiyle roman kişilerinin inandırıcılıklarını zedelediği kanaatindeyim. Romandaki diğer kişileri inandırıcı bulduğum halde Kumru'yu inandırıcı bulmamıştım. Sonuçta, yorumda söylediğiniz gibi, biraz da kör parmağım gözüne bir anlatıma bürünmüş roman. Eleştiri böyle olunca bana pek etkili görünmüyor açıkçası.

    YanıtlaSil
  4. Karikatürize bir anlatim... Elbette riskli bir tercih. Ancak, Tahsin Yücel'in bunu iyi kotardigi fikrindeyim. Simdiye kadar Peygamberin Son Bes Günü ile birlikte iki romanini okudum. Konu itibariyle (peygamber bir solcu ve bir -tabir uygunsa- esya fetisisti) böyle bir anlatim tarzinin ikisine de yakistigini düsünüyorum. Asil öbür türlü olsaydi yani iki karakteri de bu kadar keskin degil de gri alanlari olan tipler olarak katsaydi kurmacasina inanadiriciligini o zaman zedelerdi kanaatimce.

    YanıtlaSil
  5. Peygamberin Son Beş Günü, söylediğiniz gibi, başarılı örneklerden. Bence bu anlatımın en uygun düştüğü eser "Bıyık Söylencesi"dir. "Yalan"da yer yer sırıttığını olduğunu düşünsem de o kadar rahatsız edici boyutlarda değil. Ama belli ki "Kumru ile Kumru" konusunda farklı düşünüyoruz :)

    YanıtlaSil
  6. Evet, Kumru ile Kumru konusunda anlasamayacagimiz üzerine anlasalim bence de :)

    YanıtlaSil

Related Posts with Thumbnails