9 Mart 2011 Çarşamba

Salman Rushdie - Geceyarısı Çocukları

"Hepimiz ölüme bir hayat borçluyuz."


Saat burda 21:30 şu an; Türkiye'den 3 buçuk, Almanya'dan da 4 buçuk saat ilerde... Hindistan'ın Gujarat eyaletinin en kalabalık üçüncü şehri Vadodara'dayım. Bu aya adadığım ilk kitabım "Geceyarısı Çocukları" hakkında yazmaya başlamak icin bundan daha güzel bir yer olabilir mi?

Madem yazıma zaman vererek başladım, devamını da öyle getireyim. Zira "Geceyarısı Çocukları", akreple yelkovanın birbirinin üzerine bindiği, adeta tekleştiği, çok özel bir anla açılıyor: 00:00, 15 Ağustos 1947. Merak etmeyin, bunun üzerinde literatüre 'Bahçeli Formülü' olarak geçen akla ziyan safsatayı uygulayıp garip çıkarsamalar yapacak değilim. İçiniz rahat olsun. Peki niye özel bir an bu an? Bu anı bu kadar önemli kılan ne? Bu biricik anda bağımsız bir Hindistan doğuyor da ondan. Sadece Hindistan olsa iyi, bir de "Geceyarısı Çocukları"'nın kahramanı, telepatik güçlere, kocaman ve sürekli akan bir burna sahip Salim Sina ortaya çıkıyor, yelkovanın akrebi ter içinde yakaladığı bu anda.

Salim daha sonra keşfediyor ki zamanın 15 Ağustos 1947'yi ilan ettigi dakikadan sonra geçen bir saat boyunca, Hindistan'da doğan çocukların hepsi de özel yetilere sahip. Kendine has yeteneğini kullanıp bütün bu çocukları biraraya getirmeye çalışıyor Salim. 'Geceyarısı Çocukları Kurultayı', daha emeklemeye bile başlamamış Hindistan'ın dilsel, kültürel, politik, dinsel farklılıkları ve problemlerinin, birçok yönüyle yansımasına dönüsüyor. Salim adeta telepatik bir köprü ya da rabıta gibi davranıp, Hindistan'ın dört bir yanına dağılmış çocukları zihninde topluyor.

Bir yandan da kendi kişisel yörüngesiyle boğuşuyor Salim. Hindistan'ın başına bela olmuş, bitmek bilmeyen savaşlar ve başka birçok ailevi sebep kendisini bir şehirden başka bir şehire sürüklüyor. Ve anlattıkları kendi kişisel tarihi olmasının yanında, 'bebek' devlet Hindistan'ın günlüğüne dönüşüyor.

"Geceyarısı Çocukları", okuyanı biraz zorlasa da çok güzel bir roman. Zorlamasının ve güzel olmasının en büyük nedeni de doluluğu, özellikle de kültürel çeşitliliği ve yoğunlugu. Müthiş bir tarihsel yolculuk, hem de özel güçlere sahip çocuklar rehberliğinde...

Son söz: Salman Rushdie'nin bu romanı 1981 yılında Man Booker Ödülü'nü kazanmış. Bununla yetinmemiş bir de 1993 yılında (Man Booker Ödülü'nün verilmeye başlanmasının 25. yılında) 'Booker of Bookers' ilan edilmiş. 2008'de de ödülün 40. yılı şerefine yine aynı şekilde onurlandırılmış. Yani bu ödüle kavusmuş kitaplar içinde en iyisi bu 'çocuklar'.


Metis Edebiyat, 2008 (2. Basım)
Salman Rushdie
1947 - 

4 yorum:

  1. Gercekten cok guzel bir kitap. Ozellikle ilk yarisini cok begenmistim. Dedigin gibi, yeni bagimisiz Hindistan'in problemlerini, savaslarini, 'success' ve 'failure'larini cok ilginc bir sekilde sunuyor...

    'A Suitable Boy'u tavsiye ederim :)

    YanıtlaSil
  2. Tavsiyeniz benim icin bir emirdir 'sir'! :)

    YanıtlaSil
  3. Yeni bir bakış açısı kazandım bu yazın sayesinde malum Salman Rushdie bilinçaltımızda katli vacip biri olarak yer edinmiştir. Gerçekten de çok ilginç konusu ile çekiyor insanı. En kısa zamanda okumak dileği ile. Çok teşekkkür ederim sevgiler.
    Not: Dns ayarımı değiştirir değiştirmez koştum bloguna :)

    YanıtlaSil
  4. Katli vacip degil bence okunmasi farz bir yazar Salman Rushdie :)

    YanıtlaSil

Related Posts with Thumbnails