10 Mayıs 2011 Salı

Salman Rushdie - Utanç

"Utanç", Salman Rushdie'nin adından da öngörülebileceği gibi evrensel duygular olan utancı ve utanmazlığı keşfe çıktığışiddetin köklerini bu iki birbirine zıt duyguda aradığı, bunu da müthiş bir alegoriyle hem tamamen gerçek hem de hayal ürünü bir ülke (Pakistan mı yoksa?) üzerinden yaptığı, 1983 yılında yayımlanan üçüncü romanı.  Haliyle başını da fena halde ağrıtmış bir roman. Yani sadece "Şeytan Ayetleri" değil,  Salman Rushdie'nin katlini vacip kılan!


Önce romanın en önemli karakterlerinden Ömer Hayyam Sakil ile tanışalım.  Babası meçhul, annesi Canni, Manni ve Banni adında üç kız kardeş olan Ömer Hayyam Sakil. Üç annesinin çevrelediği korunaklı yuvadan ancak 12 yaşında sıyrılabiliyor. Dışarısıyla ilk teması ve sonraki bütün ilişkisi, üç annesinin birden dillendirdiği 'asla hiçbir şeyden utanç duyma!' tembihiyle şekilleniyor. Utanmaz bir Ömer Hayyam! Bir de ileride zevcesi olacak Safiye Zeynep var. O ise daha doğumundan itibaren bedensel ve zihinsel özürleriyle utancın vücut bulmuş hali. Annesi Belkıs ve babası, büyük zaferlerin sahibi subay ve geleceğin devlet başkanı Rıza Haydar'ın (gerçekteki karsılığı Pakistan'ın 6. başkanı Ziya-ül Hak) ortak utançları.  Kendi utancı yetmezmiş gibi, çevredeki bütün utancı da kendine çeken, kendinde, içinde hisseden, utanmaz Ömer Hayyam'ın ilk görüşte evlenmek isteyeceği  daha çocuk yaştaki Safiye Zeynep. Nasıl bir birliktelik bu böyle?


"Utanç"'ın varlığını sürekli hissettiren bir de anlatıcısı var. Bu - ek - karakter (Ruhdie mi acaba?) romana bir dalıp bir çıkıyor. Kimi zaman spekülatif yorumlar yapıyor, kimi zaman da karmaşık gibi görünen meseleleri 'temizliyor'. Ve insan merak ediyor: acaba o da utancının külfeti altında ve boynu bükük bir vaziyette paragrafların arkasında mı saklanıyor? Ne olursa olsun, bu isimsiz anlatıcı, henüz romanın başında "Utanç"'ın ülkesinin Pakistan olmadığını ya da tam olarak Pakistan olmadığını, romanda aynı mekanı ya da neredeyse aynı mekanı paylaşan, kurgusal ve gerçek olmak üzere iki ülke olduğunu söylüyor. Buna rağmen, Pakistan tarihine üstün körü bir bakış yeterli, romanda geçen çoğu olayın bu - o zamanın genç - ülkesiyle örtüşğünü anlamaya. Ziya-ül Hak'ın karşılığı Rıza Haydar'dan bahsetmiştim. Bir de Rıza Haydar'ın siyasi hasmı İskender Harappa ve kızı Ercümend Harappa var. Onlar da Zülfikar Ali Butto ve Benazir Butto oluyorlar. Kurgusal karakterlerin gerçekle olan ilintileri, romanın hissetirdiği muazzam tadı azaltmadığı gibi yazımın başında belirttiğim başa bela olma halinin müsebbibi oluyorlar.


"Geceyarısı Çocukları"'nin edebi sesine cok benziyor "Utanç"'ın sesi: eğlenceli, komik, hüzünlü ve trajik. Hepsi bir arada! İnsan denen mahlukatın sindirimi zor olan gerçeklerini, utanç duygusu üzerinden ortaya döküyor. Ve sanki o çok iyi bildiğimiz lafı satır aralarında fısıldıyor kulağımıza: Ne ekersek onu biçeriz!


Ektiğimiz utanç olunca da...


Biçtiğimiz şiddetten başkası olmuyor.


Metis Edebiyat, 2005 (1. Basım)
Salman Rushdie
1947 - 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails