3 Temmuz 2011 Pazar

Mikhail Sholokhov - Ve Durgun Akardi Don

"Ey atamız, ey durgun ve şanlı Don!
Don, atamız bizim, Don, koruyucumuz,
Adı mübarek, ünü şanlı, güzel Don!
Yalnız, bir zamanlar, sen ey Don, hızlı akardın, 
Hızlı ve temiz akardın.
Şimdi ama, ey Don, bozbulanık akan Don,
Neden öyle için dışın bozbulanık akarsın?
Aldı sözü durgun ve şanlı Don, dedi ki:
'Bozbulanık akmayım da ne edeyim?
Yiğit kartallarım uçtu gitti,
Kartallarım, Don Kazakları
Gitti, kıyılarımda aktı gitti.
Onlar gitti, sarı kumlarımda uzun uzun sazlar bitti.'"
Eski bir Kazak türküsü

"Ve Durgun Akardı Don", Don Kazakları'nın 4 ciltlik destansı hikayesi. Yitip giden Don Kazakları'na acı bir ağıt. Yiğit kartallarının bir daha dönmemek üzere uçup gitmesiyle durgunlasan ve artık sadece bozbulanık akan Don Nehri'ne karışan gözyaşları...

Bir halk düşünün; yıllar boyunca Rus Çar'ının bekçiliğini yapmış. I. Dünya Savaşı sırasında cepheden cepheye sürülmüş, kırılmış, dökülmüş. Ardından da 1917 Ekim Devrimi kapıya dayanmış, bir 'kızıl'laşmış, bir 'beyaz'laşmışİç savaş ortamında, sarkacın bir ucundan öbür ucuna salınıp dururlarken de süngünün ucunda olan hep onlar olmuş. Sonunda da acı ve kaçınılmaz olan başa gelmiş: Kardeş kardeşin cellatlığına soyunmuş, ataları şanlı Don, durgunlaşmış, sessiz sedasız akar olmuş...

Sholokhov, Don Kazakları'nın epik hikayesini Melekof ailesi - özellikle de Gregor Melekof - ekseninde anlatıyor. Bunu da öyle sahici bir dille yapıyor ki, Kazak halkının bütün satırlara sinmiş çaresizliği, sizin de gerçekliğiniz oluveriyor. Ucu bucağı olmayan, yakıcı bozkırı at sırtında boydan boya kat ederken, buğday tarlalarının kokusunu getiriyor burnunuza rüzgar. Bozkırın kapkara tozu dudaklarınıza yapışıyor. Ve her yerde Don eşlik ediyor size, yol gösteriyor. Her yol O'na çıkıyor!

'Haziran'da da durgun akar mı Don?' başlığıyla tanıtmıştım Haziran'da okuyacağım bu önemli klasiği. Ne büyük yanılgı!

Bu şahane sevim için Thalassapolis'e çok teşekkürler. Seneye bu zamanlar, yine birlikte, bu sefer Thomas Mann'ı taşıyacağız sayfalarımıza.

Evrensel Basım Yayın, 2008 (2. Basım)

2 yorum:

  1. Şahaneydi değil mi? Tadı hala damağımda. Ellerine sağlık bu güzel yazı için. Seneye de şahane bir yazar okuyacağız. Ama önce kasımda bu senin nobellisi :) merakla bekliyorum...

    Birlikte okumak büyük bir keyifti teşekkürler Özgür'cüğüm Sevgiler :)

    YanıtlaSil
  2. Gercekten sahane bir romandi. Bir o kadar da hüzünlü...

    Kasim ayi ne getirecek? Merakla beklyiorum.

    YanıtlaSil

Related Posts with Thumbnails