29 Ağustos 2011 Pazartesi

Vedat Türkali - Kayıp Romanlar



Vedat Türkali'nin "Güven" isimli romanını henüz okumadıysanız benim gibi, "Kayıp Romanlar"'a başladığınız an hayıflanabilirsiniz. Aslında bir devam romanı değildir elinizde tuttuğunuz. Ancak, "Güven"'in sonunu, 'Turgut'la Seher'e ne oldu sonra, nasıl bir hayat yaşadılar?' diye okurlarına sorarak getirirmiş Vedat Türkali. Romanın bu iki kahramanını, gönülleri nereye istiyorsa sürükleyebilsinler diye... 


İşte "Kayıp Romanlar"'ın seksenine merdiven dayamış, eski TKP'li, devrimci doktoru Nahit Kotar da, Seher ve Turgut'u bulup, hikayelerini devam ettirmek isteyenlerden biri. Yıllarını sürgünde geçirdikten sonra döner İstanbul'a. Sadece bir roman yazma isteği yoktur içinde; bir de sürgündeyken düzenledikleri çesitli kültürel organizasyonlarda biriken yüklüce bir para vardır cebinde. Bu parayı değerlendirebileceği, güven duyduğu bir devrimci oluşum arayışındadır. Ülkemiz gibi 'ötekileştirme'nin uçlarda olduğu bir coğrafyada, adını 'Birarada' koyduğu, her kimlikten insanın, siyasi, kültürel, etnik bir fark gözetmeksizin yanyana gelebildiği, içinde beraberce bir şeyler üretebildiği bir 'Nuh'un Gemisi'dir arayışının varmasını istediği yer.


Tüm bu arayışının ortasında, 28 yaşındaki Esme ile karşılaşır doktor ve aralarında çatışmalı bir aşk alevleniverir. Çatışmanın temelinde, sadece aralarındaki o kapanmaz yaş farkı yoktur. Gerçi bunu sorun eden sadece sevgili doktordur ve neler düşündüğünü, kendi kendine nasıl kıvrandığını, Vedat Türkali'nin okuduğum her kitabında büyük yer tutan, uzun ama bence oldukça başarılı monologlarında görürüz. Bunun yanında Esme'nin sıkıca bağlandığı, ancak doktorun solla pek bağdaştıramadığı feminizm, ideolojik düzeyde bir çelişki olarak durur aralarında. 


İlk başta, aralarında bu kadar yaş farkı bulunan iki insan arasında geçenler gerçeküstü geliyor insana. Ne zaman yarattığı kalıpların dışında bir şeyle karşılaşsa 'Nasıl olur?' diye soran beynimiz, Doktor Nahit ve Esme aşkına da çemkiriyor. Ancak, sayfalar geçtikce ve ilişkileri tüm saflığıyla su yüzüne çıktıkça, 'olağanlaşıyor' her şey. Uçlarda yaşananları yine bir kalıba döküyor beynimiz. Anlaşılır bir şekle sokuyor anlayacağınız. İyi mi yapıyor, kötü mü? İkisi birden sanırım. Kabullenebileceğim bir aralığa gelmeseydi bu aşk, sonundan bu kadar etkilenmezdim herhalde.


"Kayıp Romanlar", Vedat Türkali'nin okuduğum diğer romanları gibi sol üzerine de önemli tespitler barındıran bir roman. Geçmişle, Türkiye Komünist Partisi (TKP) ve komünist deneyim özelinde, sürekli bir hesaplaşma mevcut. Ayrıca Kürt ve Ermeni sorunu üzerine detaylı çözümlemeler yer alıyor bol bol. Yukarıda bahsettiğim - daha çok doktor ve Esme özelinde yaşansa da - feminizm-sol kapışması da hazır ve nazır. Hem de - bana göre - hiç didaktik olmayan bir üslupla.


Doktor Nahit, Seher ve Turgut'un hikayesinin devamını getirebilecek midir? 'Nuh'un Gemisi', ülkemizdeki büyük tufanda, hasar almadan yoluna devam edebilecek midir? Doktor ve Esme arasındaki aşk nereye sürüklenecektir? Esme, doktorun bu iki arayışında nasıl bir rol üstlenecektir?


İste bunlara cevaptır, doktorun yazmak istediği 'kayıp' roman aslında...


Everest Yayınları, 2004 (1. Basım)
Vedat Türkali
1919 - 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails