16 Eylül 2011 Cuma

Tahsin Yücel - Sonuncu

"Sonuncu"'da Selami Harici Bey ile tanıştırır bizi Tahsin Yücel. Sorbonne Üniversitesi'nde felsefe okumuş, Osmanlı döneminde Hariciye bakanlığı yapmış paşa dedesinden kalanların yekünü sağ olsun, çalışıp para kazanması gerekmeyen, karısı ve 4 çocuğuyla yalısında yaşayan Selami Harici Bey... Çok büyük bir tutkusu, bütün ömrünü uğruna harcayacağı bir amacı vardır onun. Adı da 'Serencam''dır. Yazacağı ilk ve son kitap... Yazma süreci boyunca kendisini toplumdan hatta ailesinden soyutlayarak, çalışma odasında çıkmayarak, yazdıklarını hiç durmadan yırtarak, 40 yılda bitirir sevgili Serencam'ını. 27000 sayfalık, sadece ilk kelimesi büyük harfle başlayan, hiçbir özel isim kullanılmayan, kitabı nihayetlendirmek için kondurulmuş noktadan başka noktalama işareti bulunmayan bir dev çıkar ortaya ve tek nüsha olarak basılır. Ancak, kimse içinde ne olduğuyla ilgilenmez Serencam'ın. Gözler sadece onun büyüklüğünde, cildinin harikalığında, işçiliğindeki zarifliktedir. Görmek icin kapısında kuyruk olur insanlar. Artık kimsenin ne anlattığıyla ilgilenmeyip etrafında tavaf ettiği kutsal bir nesnedir Serencam.

Tahsin Yücel, içeriğin hiç edilip görüntünün yüceltilişini, hemen hemen her şeyin içinin boşaltılıp biçimden ibaret bir nesneye dönüştürülmesini sorun eden, bunu da romanlarına oldukça ironik bir dille taşıyan yazarlarımızdan biri. "Sonuncu"'da bu tarz bir 'nesneleştirme'den nasibini alan, bir kitaptır bu sefer. "Kumru ile Kumru"'nun Kumru'sunun tanrılaştırdığı buzdolabından bir farkı yoktur Serencam'ın. İçinde yazanları kimse bilmese, hatta merak bile etmese de, herkes hayrandır ona. Elbette bunun tek sebebi Serencam'ın alışılmışın oldukça dışındaki boyutu, formudur. Ancak, bir kitabın beğeni konusu olabilmesi sadece nasıl göründüğüyle mi ilintilidir? Yoksa bir kitaba en azından 'iyi' diyebilmek için neyi, nasıl anlattığını mı süzgecimizden geçirmeliyiz? Maalesef, üzerimizdeki egemenliğini her geçen gün arttıran 'nasıl daha iyi paketler, pazarlar ve satarım' düşüncesi kitapları da esir aldı. Artık, kitaplar daha kapağındaki resimle patlayıveriyorlar, kapakları içeriklerinin önüne geçip, üzerlerinde derin mi derin tartışmalar yapılıyor. İçerik ve anlam, görüntüye boyun eğiyor. Hem de hiç olmaması gereken bir alanda...

Oysa ben geçmisin o sapsarı yapraklı kitaplarını, bugünün cafcaflı pazarlama harikalarına tercih ediyor ve "Sonuncu"'nun - isminin hissettirdiği gibi - Tahsin Yücel'in gerçekten de sonuncu romanı olmamasını temenni ediyorum.

Can Yayınları, 2010 (1. Basım)

Tahsin Yücel (1933 - 2016)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails