18 Ekim 2011 Salı

Thomas Hardy - Adsız Sansız Bir Jude

"Adsız Sansız Bir Jude"'u okumadan önce hakkında bildiklerim, basımını izleyen günlerde yol açtığı dini curcuna - örneğin romanın Wakefield papazı tarafından alenen yakılması - ve akabinde Thomas Hardy'nin romancılığı bırakmasının ötesinde değildi. Romanı bitirdikten ve 19. yüzyıİngiltere'sini, o dönemin ahlaki değerleriyle şekillenmis zihniyet dünyasıyla düşünmeye başladığımda, neden böyle bir hengamenin ortaya çıktığını anlamak çok da zor olmasa gerek.


Önce hikaye... Jude zincirlerinden kurtulmak, içine doğup büyüdüğü kırsalın sınırlarını aşmak isteyen genç bir taş ustası. Hayalini kurdugu akademik hayata Christminster'da adım atabilmek icin, korkusuzca Yunanca ve Latince öğrenmeye çalışıyor kendi kendine. Büyük rüyasının önünde ise iki büyük engel durmakta: öğrenim harcını karşılayabilecek tek kuruşunun olmaması ve de akademik dünya ile ilgili hülyasına sürekli çelme takan, onu demotive eden, sadece bir illüzyon sonucu evlendiği eşi Arabella.

Engellerden biri - Arabella'nın onu terketmesi, ama kağıt üzerinde hala evli görünmeleriyle - ortadan kalkınca, hedefine daha yakın olabilmek için Christminster'ın yolunu tutuyor Jude. Taş işçiliğine devam ediyor orada ve şehrin sadece duvarlarına dokunabiliyor, o duvarlarki şehrin icerilerine sokulmasına izin vermeyen. Christminster'da kuzeni Sue ile karşılasıyor. Büyük bir aşkla seviyor onu. Sue ise Jude'un eski öğretmeni Richard Phillotson ile evleniyor. Phillotson, Sue'nun kalbinin Jude'a ait olduğunu anlayınca da - yine kağıt üstünde evli kalmaları şartıyla - Sue'nun gitmesine izin veriyor. Sue da soluğu Jude'un yanında alıyor. Thomas Hardy'nin vurgulamak istedikleri de işte tam burada tüm açıklığıyla ortaya cıkıyor. Aslında birarada hicbir zaman olmamaları gerekenler - Jude ile Arabella ve Sue ile Phillotson - evlenirken, Jude ve Sue, biribirlerine aşkla bağlı tek çift, hicbir zaman evlenemeyecekler grubunda yer alıyorlar.

Romanın ortalığı neden bu kadar karıştırdığına dönersek... Tüm bu yazdıklarımdan anlaşılacağı üzere, Hardy'nin evlilik kurumunu göklere çıkardığı pek söylenemez. Yazını üzerine sarf edilenler de bunu destekler nitelikte. "Adsız Sansız Bir Jude", evlilik kurumunun birçok yönüyle - tarihi, sosyal, dini, ahlaki - ele alındığı ve uçlarda eleştirildiği bir roman olarak öne çıkıyor. Böyle olunca da dönemin Viktorya İngiltere'sinin hemen hemen her köşesine sinmiş muhafazakar zihniyetin ve haliyle kilisenin boy hedefi oluyor. Hardy'nin eleştirilerinden nasibini alan sadece evlilik kurumu değil. "Adsız Sansız bir Jude" yoluyla çağın bircok sorununa parmağını dokunduruyor Hardy ve kendisinin hiç de 'ortodoks' olmayan düşünceleri satırlarına bulaşınca, çevresiyle ihtilaf kaçınılmaz oluyor. 'Yanlış' bir sınıfın icine doğmanın sonuçları bunlardan biri örneğin... Önünde 'fakir' sıfatı bulunanların, 'eğitimli' sıfatını da kazanabilmelerinin ne kadar zor olduğu, bu sıfatı kazanmak isteyenlerin tosladıkları duvarları, adı da sanı da olmayan Jude üzerinden ulaştırıyor okurlarına.

'Kolay' bir kitap olduğunu söyleyemem "Adsız Sansız Bir Jude"'un. "Çılgın Kalabalıktan Uzak" hafif bir başlangıç tercih edenler icin daha uygun bir 'ilk' uğrak olabilir.

İletisim Yayınları, (2008, 2. Basım)
Thomas Hardy
1840 - 1928

3 yorum:

  1. gerçekten çok merak ettim, notumu aldım,umarım en kısa zamanda ben de okuyabilirim...

    YanıtlaSil
  2. Bu kitabı çok merak ediyordum, Çılgın Kalabalıktan Uzak'ı okumuştum ancak çok da hoşuma gitmemişti, yazarın kendine özgü bir üslubu var...

    YanıtlaSil
  3. Çiftlik hayatını dünya edebiyatı listesinde türk edebiyatı da dahil en iyi anlatabilen yazardır hatta bana göre değil kesinlikle İngiliz Edebiyatı'nın en iyi yazarlarındandır. Çok farklıdır ve ilk sayfasından okuyucuyu yakalar.

    YanıtlaSil

Related Posts with Thumbnails