30 Kasım 2011 Çarşamba

Tahsin Yücel - Gökdelen "Çürümede Son Nokta!"

"Gökdelen" distopik bir roman. Bir kabus... Okuduğum diğer romanlarında, çürümüşğe giden yolun taşlarını döşüyordu sanki Tahsin Yücel. "Gökdelen"'de ise çürümüşğün kendisini anlatıyor, tamamlanmış halini, bitmiş halimizi...

2073 yılının Türkiye'sinde, İstanbul'dayız. Sadece cebi dolu olanların nefes alabildiği, diğerlerinin - 'yılkı insanları' diyor bunlara Tahsin Yücel - kentin çeperlerine çekilmek zorunda kalarak kentsel atıklarla beslenmeye çalıştığıİstanbul'un bütün tarihi dokusuyla dümdüz edilip 'Niyorklu' lakaplı müteahhit Temel Diker tarafından gökdelen tarlasına çevrildiği, tekellerin her yeri ele gecirdiği, tüm eğitim kurumlarının, sağlık hizmetlerinin özelleştirildiği, denize girmenin, meyvenin tadına dalından kopararak bakabilmenin nostalji olduğu bir yere dönüşş sevgili ülkemiz.

Tüm bunlar yetmedi mi? Son noktayı da romanın kahramanı, bir dönemin ateşli solcusu, dönemin 1 numaralı avukatı Can Tezcan'a koyduruyor Tahsin Yücel. Zaten tüm değerlerin özelleştirildiği dünyada ve ülkemizde acilen giderilmesi gereken bir çelişkiye, yaraya parmak basıyor kendisi. Dünyada ilk olacak bir öneriyle çıkıyor herkesin karşısına. Yargının da özelleştirilmesini istiyor ve bu öneri ışık hızıyla hayata geçiriliyor.


Bu kadarı da fazla, degil mi? Bence yetmez ama evet! 2073'ün Türkiye'sini anlatıyor Tahsin Yücel, ama uçlarda tasvir ettiği kısımları bir an icin görmezden gelip, 2073 yerine 2011 yazmamız işten bile degil. Yaşadığımız zaman dilimi icinde, toplumsal çürümenin kazandığı ivmeyi ve geldigi noktayı görememek icin ya baştan aşağı 'saf' ya da bu çürümeden fazlasıyla nemalanıyor olmak gerekir. Baksanıza RTE üniversiteleri bile kurulmaya, kücük RTE'ler bile yetiştirilmeye başlandı güzel ülkemizde. Üniversitelerin isminin RTE ile değiştirilebildiği, ancak aynı RTE'nin üniversitelere koruma ordusuyla girebildiği günümüz Türkiye'si ortadayken, Tahsin Yücel'in geleceğin Türkiye'si icin öngördükleri çok mu abartılı?


Karanlık bir roman "Gökdelen". Umudunuz kırılmış bir şekilde son sayfaya kadar geliyorsunuz. Ancak, son sayfada küçücük de olsa bir ateş yakıyor Tahsin Yücel. Artık tek bir fiskeyle sistem dışına itilenlerin canlarına tak ediyor. Ta ki...


Can Yayınları, 2006 (1. Basım)


Tahsin Yücel (1933 - 2016)

4 yorum:

  1. Bu yorumun üstüne bu kitabı okumadan durmak mümkün değil..

    YanıtlaSil
  2. Tahsin Yücel'in diger romanlariyla karsilastirinca edebi acidan daha gerilerde oldugunu düsünüyorum Gökdelen'in. Ancak, sadece politik öngörüleri icin bile okunur.

    YanıtlaSil
  3. Tahsin Yücel okuyan ve seven birini görmek ne güzel. Pek fazla tanınmaz ne yazık ki, Türkiye'de değeri bilinmeyen yazarlardan olduğunu düşünürüm. Hakkında yazılmış biyografik nehir söyleşinin adı bile "Görünmez Adam"dır. Tüm kitaplarını zevkle okudum ve daha birçoğunu yazmasını bekliyorum:))

    YanıtlaSil
  4. Tahsin Yücel, sevdigim ülkemiz yazarlari arasinda ön siralardadir. Kendine sorun ettikleri ve kendine sorun ettiklerini anlatisindaki ironidir beni kendisine ceken.
    Benim de dileklerim ayni yönde. Umarim yazmaya devam eder Tahsin Yücel ve "Sonuncu" gercekten de sonuncu kitabi olmaz. O yazdigi sürece de, "Görünmez Adam" olmasinda bir sorun yok benim icin.

    YanıtlaSil

Related Posts with Thumbnails