27 Şubat 2012 Pazartesi

Franz Kafka - Dava

"...sanki utanç, ondan sonra da hayatta kalacaktı."
Dava / Franz Kafka s. 244

"Dava", Joseph K.'nın hipnotize edici hikayesi... K. - tıpkı Gregor Samsa gibi - açıyor gözlerini yeni bir sabaha. Yalnız bu kez karşımıza böceğe dönüşmüs bir insanı değil, gizemli bir güç - ya da 'özel yetkili mahkeme' mi desek?! - tarafından, belirsiz bir suç yüzünden tutuklanmış birini çıkarıyor Kafka. Yine bir başka Kafka tuhaflığı ya da karabasanı! Oysa tutuklama, suçlamanın ya da iddianamenin kendisi gibi formaliteden öteye geçmiyor ve dava kapalı kapılar ardında ilerlemesini sürdürürken, K. ne ile suçlandığını bile doğru dürüst bilmeden ve aklının bir köşesi ya da hepsi 'tutuklu' bir halde günlük yaşamını sürdürüyor, işine gidiyor, gönlünce dolaşıyor etrafta. K.'nın davaya karşı tutumu, davanın kendisi durağanlaştıkça, histeriden bıkkın bir ilgisizliğe, umutsuzluga kadar cok değişik yüzlere bürünüyor. Umutsuzluk sonunda yerini teslimiyete bırakıyor ve yazımın açılışını yaptığıçarpıcı cümleyle karara bağlanıyor Kafka'nın meşhur "Dava"'sı.

Zor ama bir o kadar etkileyici bir okuma serüveniydi "Dava". Son sayfasını cevirdikten, karabasan - yoksa gerçeğin ta kendisi olduğu için mi karabasan diyorum K.'nın hikayesine?! - sona erdikten ve üzerinde biraz kafa yorduktan sonra, niye 20. yüzyılın en önemli romanlarından biri olarak nitelendirildigini daha iyi kavrıyor insan. Çünkü, "Dava" hem varoluşsal bir hikaye hem de totalitarizmin çılgınlıklarına tüm tırnaklarıyla kökünden rabıtalanmış modern bürokrasilerin boğdugu biz insanların değişmez kaderinin eşsiz bir bildirimi. Kendi yarattığı totaliter dünya ve onun değişmez aygıtı bürokrasinin elinde oyuncağa dönen insanın, ona tamamen teslim olan insancıkların varoluşsal niteliklerinin sorgulanması aynı zamanda "Dava"...

"Dönüşüm", için ne yazdıysam aynısı "Dava" i
çin de geçerli. Okuyun! 

Can Yayınları, 2011 ( 15. Basım)

4 yorum:

  1. Kafka'nın okuduğum tek eseri..Kafka'nın sürüncemede kalan davası gibi elimde epeyce oyalandı diye yazmıştım... bekçi hikayesine vurulmuştum....zor ama olmazsa da olmaz gerçekten...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zorlamasaydim benim de elimde oyalanacakti dogrusu. Özellikle, yazinda bahsettigin katedral bölümü gercekten özel.

      Sil
  2. yıllar önce okumuştum, şimdi de filmini seyretmek istiyorum. j.ırons oynadığı..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Filmini izlemek de ilginc olabilir gercekten. Ama ilk önce Orson Welles'in 1962'de cektigi versiyonun izlemeyi tercih ederdim.

      Sil

Related Posts with Thumbnails