19 Şubat 2012 Pazar

Franz Kafka - Dönüşüm

Hakkında sayfalarca - belki kitaplarca - yazı yazılmış, tartışılmış bu kısacık öykünün ya da 'novella'nın aslında çok basit bir olay akışı var. Kahramanımız Gregor Samsa - yoksa Franz Kafka'nın ta kendisi mi? - bir sabah her zaman yaptığı gibi uykusundan uyanır ve kendini yatağında dev bir böceğe dönüşş olarak buluverir. Bu cümle ile açılır zaten "Dönüşüm". Ondan sonrasında ise Samsa'nın yeni durumuna, yani böcek haline - bütün hayatını onları rahat ettirmeye adadığı anne ve babasına ve şefkatle sevdigi kız kardeşine yük olmadan - alışmaya çalışmasını anlatır sayfalar. Yeni, ötekileşmiş kimligiyle çevrenin, toplumun başına bela olmama gayretindeki zavalli Samsa, önce yine aynı çevre, toplum tarafından dışlanacak, sonunda da imha edilecektir.

Tüm bu karanlık haline karşın, 'mizahi' bir yanı da vardır "Dönüşüm"'ün. 'Mizahi' dediysem hani şİngilizlerin 'deadpan' dedikleri türden. Kafka, Samsa'nın tuhaf hikayesini kaşı gözü oynamadan ve öyle dümdüz anlatır ki; dilinin ya da yazımının bu bağlantısız, direk tonu hikayeyi ve hikayenin bizi yapmak zorunda bıraktığı tüm çıkarsamaları daha da güçlü bir görünüme sokar.

Çıkarsamalar demişken... Nedir bunlar? İlki elbette, Samsa'nın kendi dehşet verici kaderi üzerinden söylersem, ötekileşenin vay haline! Diğeri ise bundan daha da kötü fikrimce. (Burjuva) toplumun ve onu ayakta tutan çarkların, işine artık yaramayanı tek bir fiskeyle fezaya yolladıktan sonra, yerine anında bir başkasını yerleştirme isteği ve bu kapasitesi... Okuyanlar hemen hatırlayacaktır; Samsa böcek haliyle ailenin tüm yükünü artık kaldıramayınca parmaklar hemen yönünü bulup sıraya kız kardeşini sokar. Samsa'nın korkunç sonuna ragmen, toplum bildiğini okumaya, alışmış olduğunu yapmaya devam eder. Çoğunlugun belli bir azınlık için insanlığını bir kenara bırakmaya 'cebren ve hile ile' zorlanmasıdır bu kötü alışkanlığın adı. Aslında, Samsa'nın kendini sabah sabah bir böcek halinde bulması, dönüşümünün son aşamasıdır. Yıllardır bir böcektir de, aynaya hiç bakmamıştır. 


Bu kısa ve vurucu hikayeyi mutlaka okumalısınız!

Can Yayınları, 2011 (30. Basım)

7 yorum:

  1. farklıdır, ilginçtir, değişiktir ve her daim hatılanmalıdır diye düşünüyorum:)

    YanıtlaSil
  2. Okumaya başlamıştım ki Kafka'yı severim; fakat yarısında bıraktım sıkıldım...
    Keyifli okumalar... iyi akşamlar.

    YanıtlaSil
  3. Kafka'yla Şato adlı kitabıyla tanıştım. İlk anılarımız güzel olmadı. Tabi bunda yayınevinin berbat çevirisinin payı büyüktü.

    Tekrar Kafka'ya dönüşüm "Dönüşüm"le olacak sanırım. Listemde olan bir kitaptı zaten yorumunuzla yeniden kendini hatırlattı. Çeviri hakkında olumsuz bir şey de söylemediğinize göre Can Yayınlarından bir an önce edinilmeli.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence Kafka okumaya "Babaya Mektup" ile baslanmali. Dönüsüm ve Dava'yi okuduktan sonra Babaya Mektup'u okumus biri olarak bunu söylüyorum. Zira Babaya Mektup'da Kafka hakkinda ögrendiklerinizden sonra bu iki kitap daha bir yerli yerine oturuyor.

      Ahmet Cemal'in cevirisi Can Yayinlari'ndan cikan. Bir sorun yasamadim acikcasi. Bir de Kamuran Sipal'in cevirisinin iyi oldugunu okumustum birkac yerde.

      Sil
    2. Önerinizi dikkate alıp Babaya Mektup'la başlayacağım. Teşekkürler...

      Sil
  4. Kafka'nın ilk okuduğum kitabı,çok etkileyiciydi.O kısıcak öykü neler neler anlatıyor.Mutlaka okuyun derim.

    YanıtlaSil

Related Posts with Thumbnails