16 Temmuz 2012 Pazartesi

Fernando Pessoa - Huzursuzluğun Kitabı

Mayıs ayı... Aşık olduğumuz şehir, Lizbon'dayız. Sokakları arşınlamaktan bitap düşmüşüz; nefes almak, o harika pastel de nataları mideye indirmek, yanında da galão ya da bica içmek istiyoruz. Bunların hepsi bahane! Aslında Fernando Pessoa'ya konuk olmak istiyoruz biz, müdavimi olduğu Café A Brasileira'da. Kendisi bizi her zaman oturduğu masada karşılıyor karşılamasına da, hangi Pessoa gözlerimizin içine bakan? Hangi 'alter ego'su? Zira kendisi 70'ten fazla heteronym yaratmış ve yazdıklarının altına onların imzasını atmış. Alberto Caeiro, Alvaro de Campos ve Ricardo Reis bunlardan en önemlileri. Hepsinin de ayrı bir biyografisi, mizacı, felsefesi, görünüşü ve edebi üslubu var. Hatta yazdıklarında yarattığı kimliklere isimleriyle göndermeler var. Tekrar soruyoruz kendimize: gerçekten Fernando Pessoa mıdır yanımızda oturan? Yoksa kendisinin bir mektubunda yarı heteronymim dediği, "Huzursuzluğun Kitabı"'nın da yazarı, 'vakasız otobiyografi'nin sahibi Bernardo Soares mi?

"Huzursuzluğun Kitabı", genel geçer okura göre olmayan ve hiçbir zaman olamayacak o müthiş kitaplardan biri. Pessoa'nın ölümünden sonra keşfedilmiş, yayımlanmamış, kağıt parçalarına veya zarfların arka yüzlerine karalanmış bir bavul dolusu kısa metnin, 'Vakasız' bir yaşamı gözler önüne sermesi... Pessoa - ya da Soares mi desem? -  varoluşu topyekün reddedişin, anlamsız bir hayatın tarifini veriyor bu küçük nesir parçaları boyunca. Okuru daha girişten hazırlamıyor mu buna zaten?


"Öyleyse kim kurtaracak beni var olmaktan? Hayatımı toprağa veriyorum." F. P.
Soares'in 'vakasız' yaşamını ele veren kısa metinler felsefe ve hicvin yanında, sıradan günlük olayları da bünyesinde barındırıyor. Hal böyle olunca karmaşık ve yorucu bir okuma deneyimi oluyor "Huzursuzluğun Kitabı". Sanırım çekici olmasının altında da bu yatıyor. Kısa metinlerin karman çorman, bitmemiş, kararsız ve huzursuz doğası okuru kendine geri cağırıyor. Çünkü bu dallı budaklı koca çınarda, kendi varoluşunuzun kendinize ve etrafa yaydığı huzursuzluktan bir parça mutlaka ama mutlaka buluyorsunuz. Beni kendi huzursuzluğumla yüzleştirmesi veya başbaşa bırakmasının yanında, Pessoa'nın - ya da yine Soares'in mi desem? - Lizbon'u var fonda aynı zamanda. Bu bile benim için başlı başına bir geri dönüş nedeni.

"Huzursuzluğun Kitabı" kesinlikle dünya edebiyatının en özgün yazarlarından birinin elinden çıkmıs, bambaşka bir kitap. Hayatın anlamsızlığına, varoluşun yararsızlığına dair gözüpek bir iddia. 



Sonsöz: yazımınn bir bölümünde belirttiğim gibi "Huzursuzluğun Kitabı" genis kitlelere hiçbir zaman ulaşamayacak; hiçbir zaman 'çok satanlar' listesinde başa güreşemeyecek. Gazetede basılmış günlük  yazıların, türlü ambalajlarla, farklı, yepyeni bir kitapmış gibi sunulduğu  ülkemde hele hiç şansı yok  Fernando Pessoa'nın.

Şekerpare*ye devam Türkiye! Biz gözlerine ve gönüllerine perde inmişler yolumuzu bir türlü buluruz nasıl olsa...

*Yanlış anlaşılmasın; tatlısını da filmini de cok severim!

Can Yayınları, 2012 (2. Basım)

Fernando Pessoa (1888 - 1935)

9 yorum:

  1. Pessoa adını bir dosttan duymuştum geçen sene, daha da elime almadım, ama salık verenler seninle 4 kişi oldu :)))

    Güzel yazı, teşekkür.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okuman dilegiyle... Gercekten cok ilginc bir yazar.

      Sil
  2. okuduğum ve okuduktan sonra başucu kitabım olan, yaşadıklarımızın aslında ne kadar değersiz olduğunu defalarca yüzümüze vuran çok çok iyi bir eser..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazdiklarinizdan baska söze gerek yok sanirim. Beni ilk önce yarattigi farkli farkli kimlikler ve o kimliklerin imzasiyla yazmasi etkilemisti. Ardindan huzursuz kitabi da okuyunca etkilenmenin dozu daha da artti.

      Sil
  3. Merhaba, günlüğünüzü keşfedeli henüz bir kaç gün oldu. Gerçekten yararlı ve dolu dolu bir site olmuş. Özellikle Oğuz Atay yazılarınız birbirinden güzel. Acaba yazılarınızda Türkçemizin güzel harflerini kullanmanızın imkanı yok mudur? Sanırım Türkçe klavye kullanmıyorsunuz ama yazılarınızın anlaşılırlığı gerçekten artabilir bu şekilde. Güzel günler dilerim... Oben

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba, hos geldiniz her seyden önce ve güzel yorumlariniz icin tesekkür ederim.

      Dogrusu benim de hayiflandigim bir sorun bu. Maalesef Türkce klavye kullanma olanagim yok ve cözüm olarak böyle kelimeleri kopyalayip yapistirmayi düsünmüs hatta denemistim bir ara ama cok vakit aliyor acikcasi. Ya da tembellik diyelim.

      Size de kitapli günler olsun!

      Özgür

      Sil
  4. Kitap ile ilgili bilgilendirme ve yazılarınızı çok beğenerek okuyorum, şu aralar bu kitabı okuyan eşime de okuttum yazınızı, çok teşekkürler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tekrar cok tesekkürler. Umarim esiniz de begnemistir Pessoa'yi.

      Sil
  5. Pessoa'yi okumaya doyamiyorum,bi insan bu ladar guzel yazar ama bu kadar gec mi kesfedilir..ayni duygulari paylasiyo olmamiza sevindim..bence kitap bitse bile insan ara ara hatirlamak icin,acip okumali...

    YanıtlaSil

Related Posts with Thumbnails