29 Mayıs 2012 Salı

Haldun Çubukçu - Allahın Adamı

"En çok dağlara âşığıdım, ilme âşığıdım, okumaya, kimyaya; periyodik cetvele... Bir de spora."

Önce Kaan Arslanoğlu'nun soL'daki yazısıyla aklımın bir köşesine kazınmıştı "Allahın Adamı". Üzerine sevgili amcamın 'hararetli' tavsiyesi de eklenince kaçınılmaz olan - vaktinden biraz önce olsa da - gercekleşti ve ben de kendisi gibi bir solukta okuyuverdim bu ilginç biyografik romanı.

Neden mi? Her şeyden önce  oldukça özgün bir roman karakteri bu Emin Ünal, nam-ı diğer "Allahın Adamı". Ahali ona zır deli gözüyle baksa da, o, yürüdüğü ya da bir vasıta kullandığı görülmemiş, aşık olduğu dağlara koşan, dağlarda koşan, hep koşan biri... 40 yaşına kadar sarhoşlar, alkolikler, serseriler arasında geçen bir yaşam ve bir gün olağanüstü iradesi sayesinde, türlü eziyetlere katlanarak, tüm kötü alışkanlıklardan temelli bir kopuş, bir arınış... Ardından atletizmde ve kayakta rekorların peşinden koşuş... Bilime, özellikle de kimyaya, inanılmaz bir ilgi... Okumaya, öğrenmeye bitmek bilmeyen bir açlık... Her yönüyle inanılmaz bir adam, inanılmaz olduğu kadar hüzün dolu bir hayat hikayesi...

Hüznün yanında, kahkaha da gidiyor at başı... Roman boyu seyreden İç Anadolu ağzı ve yerel kelimelerin yoğun kullanımı bazen anlamayı zorlaştırsa da farklı bir lezzet, zenginlik katıyor romana. Hele Çerkez Anne'nin, deli oğlu 'İmin' ile paylaştığı ya da sevgisizlik ve iletişimsizlik sebebiyle paylaşamadığı yalnızlığı biraz olsun unutturan diyalogları yok mu, beni hem dakikalarca güldürdü hem de kederlendirdi.

"Allahın Adamı"'nı ben de hararetle okumanızı öneriyorum.

Doğan Kitap, 2011 (1. Basım)

Haldun Çubukçu (1958 - )

1 Mayıs 2012 Salı

Tahsin Yücel - Golyan Devrimi

"Hayristan Cumhuriyeti'nin yöneticileri de, yazarları da, sokaktaki insanları da, kadınları ve çocukları da benzemez bizimkilere, hiç ama hiç benzemez."
Tahsin Yücel / Golyan Devrimi s. 10

Tahsin Yücel, "Golyan Devrimi"'nde hayali bir ülkeye, daha başından ülkemizin hiçbir unsuruna benzemediğini(!) ilan ettiği Hayristan'a götürdü beni. Bilindik, o kendine has ironik üslubuyla henüz ilk sayfada göz kırptı ve birbirinden bağımsız gibi görünen ancak, birlikte düşünüldüğünde bütünün parçaları olduğu kolayca anlaşılan 14 öyküyle, bu nadide ülkeyi kuruluşundan günümüze getirdi.

Daha ilk öyküyle - "Tarih ve Talih" - açılışta yaptığı 'Zorunlu Açıklama'yı yalanlıyor Tahsin Yücel. Öyküde anlattığı, 'her devrin adamı' ya da 'erksever' sıfatını layıkıyla hak eden gazeteciyi okurken, Hayristan ve ülkem arasındaki fark sadece 'makam'daydı. 'Makam Farkı'nda takılı kalmadı gözüm sadece. Film şeridi gibi geçip gitti gözümün önünden 'rüzgar nereye, ben oraya' gazeteciler, iktidar şakşakcıları...

En çarpici öykü, kitaba da ismini veren "Golyan Devrimi"'ydi benim için. Alman bilim insanı Erich Von Holst'un golyan balıkları üzerinde yaptığı deneylerden yola çıkarak ve beyninin bir kısmı alınan golyan balığı alegorisiyle kuruyor öyküsünü Tahsin Yücel. Yarım akıllı golyanın peşine takılan koca bir golyan sürüsü... Golyan Devrimi'nin sahibi, 'boyu posu yerinde' lider de gösterince yüzünü satırlarda, eşleştirme yapmak hiç de zor olmadı doğrusu.

Tıpkı "Gökdelen" gibi, karamsar bir kitap "Golyan Devrimi". Hele son öykü "Dönüş"'ü de okuyunca, gidişatın karanlığı bir kez daha tüm yalınlığıyla karşıma dikildi. Tahsin Yücel'in kendi deyişiyle 'kara, kara, kara, kapkara, elimle dokunabileceğim kadar yoğun bir karanlık içinde'ydim ben de.

Çok benzesek bile, sonumuz Hayristan gibi olmasın!

Can Yayınları, 2008 (1. Basım)

Tahsin Yücel (1933 - 2016)

Related Posts with Thumbnails