25 Haziran 2012 Pazartesi

Thomas Mann - Venedik'te Ölüm

Thomas Mann 1911 yılında Venedik'e tatile gidiyor eşiyle birlikte. Aynı otelde kalan bir çocuk çarpıyor gözüne ve onda, taştan Helen heykellerinin ete kemiğe bürünmüş halini görüyor, gözünü alamıyor bu tanrısal güzelliğe sahip çocuktan. Mann, çocuğa duyduğu bu hayranlığı ve büyülenmişliği - daha sonra asıl ilham kaynağının Göthe'nin 19 yaşındaki bir kadına duyduğu aşk olduğunu söylemiştir -, kitabının ana karakteri - ünlü yazar - Gustav von Aschenbach'ın Tadzio'ya olan saplantısına dönüştürüyor ve  1912 yılında Mann'ın "Venedik'te Ölüm" ismini verdiği bu ünlü - hatta filme de uyarlanmış - novella ortaya çıkıyor.

Kahramanı Aschenbach 50'li yaşlarda olsa da, Mann Venedik'te bulunduğu sıralar 36 yaşındadır. Sanki - Göthe'nin de yaşamından etkilenerek - kendi geleceğini kurguluyor Mann, Aschenbach ile. Onda kendi yaşlanmış halini görüyor ve genç ve güzel Tadzio'nun büyüleyici görünüşü, Aschenbach'ın (ya da yaşlanmış Mann'ın) içindeki tüm ihtirası, arzuyu salıvermesine yol açıyor. Sadece son derece enerjik bir yaratıcılık barındırmıyor içinde bu büyük tutku, aynı zamanda tüm tahrip gücüyle patetik bir saplantıyı tetikliyor. Apollo'nun Dionysus'a kaybetmesi gibi... Hatta bu mitik savas Aschenbach'ın rüyalarına giriyor. Ve yavaş yavaş, hayatı boyunca aşırılıklarını ve tutkularını içine hapsedip onu sanatına aktarabilmeyi başarabilmiş Ashenbach (ya da yaşli Mann), bu yetisini kaybediyor, bağlantı kopuyor...


"Venedik'te Ölüm", basit bir kurguya sahip olsa da, barındırdığı - ve benim muhtemelen sınırlı sayıda yakalayabildiğim - edebi ve mitolojik göndermelerle dallanıp budaklanan bir novella. Bir 'saplantı' hikayesinden ziyade, yaratıcı dürtü ve onun neden olabileceği tahribat arasındaki ikilemin büyük bir yazar tarafından sayfalara dökümü...

Can Yayınları, 2009 (4. Basım)

Thomas Mann (1875 - 1955)

14 Haziran 2012 Perşembe

Thomas Mann - Büyülü Dağ

Entellektüel, duygusal ve ruhsal bir yolculuk, bir 'bildungsroman' "Büyülü Dağ". Mühendislik eğitimini henüz tamamlamış ve kısa bir süre sonra bir tersanede işe başlamayı planlayan Hans Castorp'un içsel yolculuğudur bu. İsviçre'de bir sanatoryumda tedavi gören kuzeni Joachim Ziemssen'i ziyaret etmesiyle başlar her şey. 3 haftalığına orada kalacaktır sözde. Oysa 3 hafta sonunda kendisinin de 'hasta' olduğunu öğrenecek ve 7 yılını orada geçirecektir Hans Castorp. Okurun tanıklığında...

"Büyülü Dağ" ya da bu izole sanatoryum, Mann'ın yarattığı bir mikrokosmostur aslında. Castorp bu küçük dünyada, hem kendine benzer hem de kendinden olanca farklı insanla etkileşim içindedir. Platonik bir aşk yaşadığı Clavdia Chauchat, humanist ve oldukça sarkastik Settembrini, radikal düşünceleriyle ön plana çıkan Naphta ve baba-oğul ilişkisi yaşayacakları Peeperkorn bunlardan bazıları ve en önemlileri.  Tüm bu kişiler, girişte yazdığım içsel yolculuğun, içsel büyümenin ana malzemesi olacaklardır.

Castorp'un kişisel gelişimi ekseninde ve "Büyülü Dağ"'ın sınırları içinde, bazı önemli konulara da dokunuyor Mann. Örneğin, 'Zaman nedir?' diye soruyor. Ölçülebilir bir şey midir? Herkes zamanı aynı mı hisseder? Uzar ya da kısalir mı, kişiye ve duruma bağlı olarak? Zamanın mekanla bir ilişkisi var mıdır? Varsa nedir? "Büyülü Dağ", Castorp'un 7 yılını geçirdiği sanatoryum, bu konuyu deşmek içn eşsiz bir yerdir kanımca. Zaman sorunsalının yanına başka konular da eşlik eder. Hastalık ve sağlık, vücut ve akıl ya da zihin arasındaki ilişki gibi...

"Büyülü Dağ", hic kurumayan, hep dolu bir ırmak gibi... Yalnız oldukça yavaş aktığını söylemek zorundayım. Soluk soluğa bir roman arayışı içindeyseniz yanından bile geçmenizi tavsiye etmem. Ancak dingin, soluklanacağınız ve bolca düşüneceğiniz bir yerse varmak istediğiniz, "Büyülü Dağ" tüm sessizliği ve doluluğuyla bunu vaat ediyor. 

Can Yayınları, 2011 (6. Basım)

Thomas Mann (1875 - 1955)
Related Posts with Thumbnails