18 Ocak 2013 Cuma

''Ankara, Mon Amour!''

Bilirim; çoğu için zuldür Ankara. Hele bir de benim gibi denizle yan yana bir yerden, İzmir'den düşmüşse yolunuz bu gri şehre... Zordur işiniz. Deniz kokusunu, başınızı ağrıtan o lodosu bile özler durursunuz. Yeter ki denizden essin rüzgar, değil mi? 6 koca sene devirdim başkentte. Tüm o çoğu denizle ilintili özlemlerime hiç kulak asmayın. Benim için de aşktır aslında Ankara. Bana ilkleri yaşattıran şehirdir her şeyden önce...

Şükran Yiğit, 2007'den beri gidemediğim Ankara'yla, daha doğrusu ODTÜ'yle yeniden buluşturdu beni. Bindirdi beni bir zamanlar kendisinin de müdavimi olduğunu varsaydığım mavi otobüslere ve okulumuza yolladı. 2 yıl boyunca kahrımı çeken yurtlara uğradım önce. Ekmek arası uskumrumu güzelce mideme indirip kortlarda çayımı yudumladım. Devrim stadyumunu tavaf edip, mevsimlerden kış olduğunu hayal ederek fiziğin karla örtülü çimlerinde kaydıktan sonra her yanı anılarla dolup taşan Mimarlik Fakültesi'ne adım attım zor da olsa. Stüdyoda geceleri sabahlara bağlamamız, rapidolarla verdiğimiz savaş, sabahlara kadar yorulmaksızın oynadığımız 'king' ve 'sidikli poker', niye meşhur olduğuna şimdi bile anlam veremediğim, kantinimizin dumanı sürekli tüten pilav üstü kurusu, bitmek bilmeyen fotokopi kuyruğu, etraflarına korku salan azman kediler, kubbealtındaki dersler, sunumlar, amfideki oyunlar, konserler... Hepsi ve daha neler neler geldi gözümün önüne. Birer birer... Yiğit, sadece ODTÜ'yü anlatmasa da, daha doğrusu ODTÜ bu ilk romanında küçücük bir yer kaplasa da böyle oldu kaçınılmaz olarak. Ankara ve ODTÜ hep el ele, kol kola benim için. Hem beynimde hem de yüreğimde...

Bir dönem Ankara'da, özellikle de Yenimahalle'de yaşadıysanız, çocukluğunuz sokakta, mahalle arkadaşlarınızla uydurduğunuz oyunlarla geçmişse, üstüne bir de ODTÜ'de okuduysanız, sizi bir yerlerinizden yakalayacaktır "Ankara, Mon Amour!". Çok da bir şey vaat etmeden yapacaktır bu işi. Naif ve samimi diliyle, dostluğu ve aşkı anlatarak... İnsana dair - hem de hızla - unuttuğumuz ne varsa sayfalara sığdırmaya çalışarak...

Selam olsun sana Ankara... ODTÜ... Mon amour!

İletişim Yayınları, 2010 (5. Basım)

Şükran Yiğit (1961 - )

13 yorum:

  1. Okuyucular bazen proje okumalar yaparlar ya ben de Ankara'da geçen romanları bulup okuyorum. Bu romanla da öyle tanıştım. Ankara'yı, hatta benim de hayatımı geçirdiğim Yenimahalle ve ODTÜ'yü mekan tutması beni on ikiden vurdu. Özellikle Suna'nın çocukluğunu anlatan kısıma doyamadım. Belki müthiş bir kurgu sunmuyor ama diliyle, mekanlarıyla, detaylarıyla çok keyif verdi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok bir şey vaat etmiyor derken ben de müthiş bir olay örgüsü, insanı soluğunu kesen bir kurgu sunmadığını kastediyordum. Ama, o mekanları, o buram buram samimiyet kokan diliyle içine çekti beni. Dediğiniz gibi beni de en çok Suna'nın çoçukluğunun anlatıldığı ilk bölüm, bir de Madam Litvak etkiledi.

      Sil
  2. İlk paragrafta yazdıklarınız benim için de aynen geçerli olduğundan derhal okumalıyım bu kitabı. Paylaşım için teşekkürler ):

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. En kısa zamanda okumanız dileğiyle...

      Sil
  3. Bir ortak noktamız daha varmış meğer. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sizin de mi yolunuz ODTÜ'den geçti yoksa?

      Sil
    2. Yaklaşık 8 yıl hem de. :)

      Sil
    3. Bazen o kadar çok özlüyorum ki ODTÜ'yü... Bu kitap tavan yaptırdı!

      Sil
  4. seviyorum bu kitabı.

    http://kayipfeslegen.blogspot.com/2012/01/ankara-mon-amour.html

    YanıtlaSil
  5. tam bir sürpriz oldu bana bu yazı. birden o stüdyolarda kalorifer petekleri üzerinde sabahlamalar, kantinin soğuk sandviçleri geldi gözümün önüne. ben de epey uzun zamandır gitmedim odtü'ye ve merak ediyorum fakültenin önündeki ters dutlar hala duruyorlar mı:)
    çok sevgiler. teşekkürler. alıp okuyacağım mutlaka!

    YanıtlaSil
  6. Kalorifer peteklerinin ya da cizim masalarinin üstünde uyumaya calismalari unutmusum :)

    En kisa zamanda okumaniz dilegiyle. Yazdigim gibi ODTÜ cok yer kaplamiyor olsa da kitapta aliyor götürüyor okuru oralara...

    YanıtlaSil
  7. üniversiteyi ankarada okuyanlar aynı şeyleri söylüyor hep, ben üni den sonra da kaldım 12-13 sene.bir süre sonra çekilmez oluyor ankara.ankara öğrenciye güzel yani:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ankara'da sadece üniversite hayatim gectigi icin yorum yapamayacagim. Ama yazimda da gectigi gibi Ankara'yi ODTÜ ile birlesik düsünüyorum hep. Isin icinde ODTÜ olmasaydi Ankara belki benim icin de cekilmez bir olabilirdi.

      Sil

Related Posts with Thumbnails