3 Mart 2013 Pazar

Sevim Burak - Yanık Saraylar

Sevim Burak'ın oğlu A. Karaca Borar'a yazdığı mektuptan bir parça:
“Buradakiler homurdanıyorlar “ne biçim edebiyat?” diye ama işte, ben onlara kabul ettirinceye kadar çalışacağım - Toplumsal öykülere, başı sonu ortası olan ezber gibi okunacak ya da ille de Türkiye'nin bir gerçeğini ortaya çıkartacak - idealist - öyküler geçerli - Ben böylesini yazamam… Onun için lütfen ve lütfen anla ki, çok zor bir ortamla karşı karşıyayım.” 
Geçenlerde Leylâ Erbil'in ikinci öykü kitabı ''Gecede'' ile ilgili bir yazı okumuştum Uzun Hikaye'de. Yazıda, ''Gecede'''nin ilk baskısını yaptığı 1968'ten bugüne, sadece 6 kez tekrar basıldığı vurgulanıyor; buna dayanarak kitabın okurların gündemine pek girmediği ve daha çok akademinin ilgisine mazhar olduğu sonucuna varılıyordu. ''Yanık Saraylar'' için de benzer şeyleri yazmam yanlış olur mu? ''Gecede'''den 3 sene önce ilk baskısını yapıyor ''Yanık Saraylar'' ve elimdeki de - şansa bakın ki - 6. baskısı. - Neredeyse - 50 senede sadece ve sadece 6 baskı!..

Sedef Kakmalı Ev, Pencere, Yanık Saraylar, Büyük Kuş, Ay Ya Rab Yehova, Ölüm Saati... Bu altı öyküden mükellef ''Yanık Saraylar''. Satırlar kayıyor, harfler büyüyüp küçülüyor; cümleler, sanki Burak sayıklıyormuş gibi birbirini tekrar ediyor, bazen de noktasız kaldıkları için nihayetlenmiyorlar öyküler boyunca. Hepsinde de düşüne düşüne hayatının en hurda ayrımlarına kadar inenlerin, yalnızların, ölümün, çekildiği köşede bir başına ölümü bekleyenlerin dili oluyor Sevim Burak. Pencere'de iki gündür karşı apartmandaki kadının intihar etmesini bekleyen bir kadınla tanıştırıyor beni. Bir pencereden öbür pencereye gidiyor kadın sürekli ve karşı terasta, kaygan adımlarla yürüyen kadının aşağıya atlamak için ondan bir işaret beklediğini düşünüyor. Aslında terastaki kadın da onu gözlüyor, birbirlerini buyur ediyorlardır ölüme. Ve an geliyor, iki kadın birbirinin aynadaki yansımasına dönüşüyor, sanki tekleşiyorlar. Beklenmeyen oluyor; terastaki değil, pencere önlerinde durmaktan bir vazgeçse kurtulacağını düşünen kadın gürültüyle düşüp parçalara ayrılıyor. Sedef Kakmalı Ev'de yıllarca dört duvar arasında kalmış bir kadın ölüme gidiyor. Son öykü Ölüm Saati'nde ise genç Sevim ölüme her geçen saniye yaklaşan yaşlı Sevim'e duyurmaya çalışıyor sesini. Hep ölüm var Sevim Burak'ın öykülerinde. Ve yalnızlık...

Farklı kurgusu ve diliyle, görsellikle yoğrulmuş biçimiyle, kendini kolay ele vermeyen, yoğun imgeleriyle anlaşılması, takip etmesi zor bir kitap oldu benim için ''Yanık Saraylar''. Hatta zaman zaman beni öfkelendiren, anlayamamanın faturasını yazara yükleten cinsten... Nasıl olsa geleneksel biçimlere başkaldıran, beni deliler anlar, diyen; dünyasını yalnız aklını yitirmişlerle paylaşan, aşktan aklını oynatanlara, şizofrenlere, aşırı romantiklere ve aşırı sadistlere, delilere yazan bir yazar vardı karşımda değil mi? Topu ona atmak, 'bu ne biçim edebiyat?' diye çemkirmek ne kadar kolay!

Yapı Kredi Yayınları, 2012 (6. Basım)

Sevim Burak (1931 - 1983)

8 yorum:

  1. Sevim Burak'ı okuduğumda çarpılmıştım adeta (blogda yazmıştım galiba), tekrar tekrar okunacaklar listeme bileğinin hakkıyla girdi:)

    Yanık Saraylar, Türk öykücülüğüne öyle bir yenilik getirmiş ki bugün bile bunu koruyor bence.

    YanıtlaSil
  2. Yazimda da belirtmeye calistigim gibi zor bir okuma deneyimiydi benim icin. Bazi öyküleri birkac defa okumak zorunda kaldigimi da itiraf etmeliyim.

    Bicimde, kurguda getirdigi yenilikler gözden kacamaz kesinlikle. Hele ilk basildigi günleri düsününce firtinalar estirmesi oldukca normal diye düsünüyorum.

    YanıtlaSil
  3. Çelişkilere soktu yazınız beni; bir yandan "Ben böylesini yazamam… Onun için lütfen ve lütfen anla ki, çok zor bir ortamla karşı karşıyayım." cümlesindeki albeni oldukça merak ettirdi, diğer yandan zorlu okumalardan fazlasıyla sıkıldım şu sıralar. Okunacaklar listesine eklemeli mi eklememeli mi bilemedim...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Önerim elbette eklemeniz yönünde. Edebiyatimizda önemli bir figür Sevim Burak. Hatta "Edebiyatimizda bir primadonna," diyor onun icin Selim Ileri. Bu aralar olmasa da zorlu okumalarla hasir nesir olmak istediginiz bir zamanda mutlaka okuyun derim.

      Sil
  4. Yazdıklarınızdan akıcılığı çok az olan bir kitap olduğu sonucunu çıkardım. Yine de önyargılı olmayıp okusam iyi olacak sanırım:) Paylaşım için teşekkürler.
    S.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Talepkar bir kitap Yanik Saraylar. Okurdan da emek bekleyen... Okurken yer yer zorlandigimi, yoruldugumu ve öfkelendigimi saklayamam. Ama edebiyatimiz icin önemli bir yazar Sevim Burak ve en önemli kitabi Yanik Saraylar. O yüzden okuyun derim.

      Sil
  5. Dün ilk iki öyküyü okudum.pencere isimli öykünüm başlangıcı hemen içine çekiyor insanı di mi :);İki yıldır okumaya çalıştığım bir yazar Sevim Burak,bende Selim İleri'nin salık vermesiyle öğrenmiştim.Ben "dişi kafka" dediğini anımsıyorum.ilginiz çekerse kitapla ilgili bir önyazı:
    http://kafkayamektuplar.blogspot.com/2013/02/kus-masal.html

    YanıtlaSil
  6. "Iki gündür karsi apartmandaki kadinin intihar etmesini bekliyorum."

    Bu cümleyle aciliyor "Yanik Saraylar" ve dediginiz gibi icine cekmemesi mümkün degil. Yazimda da onlara degindigim gibi Sedef Kakmali Ev, Pencere ve Ölüm Saati ilgimi en cok ceken öyküler oldu. Yanik saraylar ise zorladi iyice.

    YanıtlaSil

Related Posts with Thumbnails