2 Nisan 2012 Pazartesi

Yevgeni Zamyatin - Biz

"I am he 
as you are he 
as you are me 
and we are all together."
Beatles / I am the Walrus

Yazımı Beatles ile açmak... Yevgeni Zamyatin'in distopik romanı "Biz"'i ve romanında yarattığı atmosferi bu sözlerden daha iyi nasıl anlatabilirdim ki? Ben oyum; tıpkı senin o ve ben olduğun gibi... Ve "Biz" birlikteyiz.

26. yüzyılda, disiplin altında bir toplum... Kişisel dışavurumların, 'birey'in her alandan kazındığı, isimlerin bile alfa-nümerik bir sistemle yer değiştirildiği bir yerdesiniz.  İsminiz D-503 örneğin ve 'İntegral' isminde,  'Tek Devlet'in akillara zarar faydalarını başka gezegenlere taşımakla yükümlü olacak bir uzaygemisinin yapımında çalışıyorsunuz. Size 'Tek Devlet' tarafından atanmış 2 kişiyle - ki siz de onlara atanmış oluyorsunuz haliyle - yakın ilişki kurabiliyorsunuz sadece. O da bu yüce 'Tek Devlet'in belirlediği şaşmaz saatlerde. Ancak o küçük zaman diliminde şeffaf evinizin perdelerini kapatabiliyorsunuz. Onun dışında her anınız kati bir denetim, gözetim altında. Özgürlük mutsuzlukla eş anlamlı çünkü burada. Uyum ve 'Tek Devlet'e mutlak teslimiyet ise mutlulukla... Huxley'in yazdığı gibi, başka bir gezegenin cehennemi sanki içinde yaşadığınız bu dünya...

Ama birgün E-330 çıkıyor karşınıza, programlanmış yaşamınızı yerle bir ederek. E-330, 'Tek Devlet'i paramparça etmekten başka bir amacı olmayan bir sapkın. Ve bu 'kötü ruh', uzun zaman boyunca baskı altında tuttuğunuz ya da hiç bilmediğiniz duygularınızı harekete geçiriyor. Ona aşık oluyor, uykunuz kaçıyor ve kuralları çiğnemeye başlıyorsunuz. Sonunda kendinizi devrimin saflarında bularak... 

"Biz", özellikle 'özgürlük' ve 'mutluluk', 'birey' ve 'devlet' üzerine düşündürdükleriyle gerçekten özel bir roman. Buna bir de artık birer klasik haline gelmiş Orwell'in "1984"'ünün ve Huxley'in "Cesur Yeni Dünya"'sının ilham kaynağı olduğunu eklersem, 'Mutlaka okuyun!' deme külfetinden kurtulur muyum acaba?

Ayrıntı Yayınları, 2011 (3. Basım)

Yevgeni Zamyatin (1884 - 1937)


"Güçtü, mihnetliydi, tehlikeliydi: Sabahattin Ali"

Bugün 2 Nisan... Sabahattin Ali'nin öldürülüşünün 64. yıldönümü... Asaf Güven Aksel'in yazısıyla ben de kendisini ananlar kervanına katılıyorum. 

"Tarih 2 Nisan 1948. Bulunuş Haziran. Tespit Ocak 1949...
Bir nokta var ki, altı çizilmeli. Bütün bu yaşam içinde, Sabahattin Ali, bir şey daha yapmayı ihmal etmemiştir. Aşkı, sevdayı, halen erişilmemiş dizelerle, satırlarla aktarmayı, yaşamayı...
Kırık pipo, gözlük, yırtık not defteri, kurulu düzenin, yalnızca bir onurlu aydından, bir bağımsızlık ve eşitlik savaşçısından değil, asıl olarak, Türkiye edebiyatının mahir kaleminden geriye bıraktıklarıdır... Yapıtları, ondan kalmıştır.
"Bir gün kadrim bilinirse..." Evet, meskeni dağlardı..."
Yazının tamamı burada.
Related Posts with Thumbnails