11 Eylül 2012 Salı

Haydar Karataş - On İki Dağın Sırrı "Bir Göz Ağlarken..."

"Çımo juke berbeno, çımo bin nehuneno"
(Bir göz ağlarken, öbür göz gülmez)

"Saz susmuş adamı dile getirir, zaten saz insanı dile getirdiği için hükümet yasaklar koyar. Oysa hükümet adamı saza yasak koyacağına, kulak verse, bu tekmil Anadolu toprağı gülistanlar gibi  çiçek açar."


İlk romanı "Gece Kelebeği"'nde, bir çocuğun, Gülüzar'ın gözünden anlatıyordu Haydar Karataş, Dersim'in '38 sonrasında yaşadığı büyük yıkımı. "On İki Dağın Sırrı"'nda ise, '38 öncesine, fokur fokur kaynayan Dersim'e vuruyoruz kendimizi. Bir Albeg gibi, şahlanmış, yorgunluktan  çatladı  çatlayacak bir atın üstünde, bir ulak Sebır, Çöyt, Gagım, Veys ve Artin gibi dere tepe yürüyerek. Kah Hese Gaj ile Rayber'in, kah Cemşi Ağa ile Pir Kasım'ın sohbetlerine kulak vererek...

Henüz '38'in dümdüz etmediği Dersim'deyiz. 1915'ten kalan bir avuç Ermeni, canları yanına sığındıklarının insafında saklanmaktalar. Kızılbaşlar, Ermeniler'in yerlerine getirilen muhacirlerden, jurnalcilik yaptıklari icin şikayetçiler. Aşiretler birbirine girmiş, kavga halindeler. Devlet sazı, sözü, ceme durmayı yasaklamış, metruk kiliselerden kalan taşlarla her yere karakol inşa etmekle meşgul.  İkrarın bozulduğu bir Dersim burası... Korkunun, 'korkunç şeyler olacak!' çığlığının dağa taşa, esen yele, uçan kuşa dahi sindiği bir Dersim...  İsyan halinde, öfkeli, ne yapacağını bilemeyen, ikilemler içinde bir Dersim...


İşte böyle bir Dersim'i söze döküyor Haydar Karataş. Sözlü edebiyat
ın bütün olanaklarını kullanarak, yörenin efsaneleriyle sarıp sarmalayarak, yine masal gibi, bence "Gece Kelebeği"'ni de aşan olağanüstü bir dille yapıyor bunu. '38'de aslında ne oldu?' sorusunu sormadan, cevabını aramadan, bunu kendisine mesele dahi etmeden... Sadece Dersim'i, Dersimlinin - Kızılbaş'ı, Ermeni'si ve muhaciriyle - isyanını, öfkesini, çıkmazlarını, yüreğini ve aklını ele geçirmis korkusunu aktarıyor. Sonra olacakları sezdirerek...

Önce '38 sonras
ı... Sonra da '38 öncesi... 'Üçlemenin son ve henüz ortaya çıkmamış kitabında '38'in kendisini mi anlatacak acaba Haydar Karataş?' diye soruyorum kendime. Neyse ki 8 Ekim'de Berlin'de bir söyleşiye katılıyor kendisi. Hem aklımdaki buna benzer soruları sormak hem de kitapları imzalatmak icin bulunmaz bir fırsat.

İletişim Yayınları, 2012, (1. Basım)


Haydar Karataş (1973 - )

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails