18 Nisan 2013 Perşembe

Dino Buzzati - Tatar Çölü


''...barbarlar hala görünmedi. 
Sınır boylarından gelenlerin dediğine bakılırsa 
barbarlardan bir iz yokmuş ortalıkta. 
Peki, şimdi halimiz ne olacak barbarlarsız? 
Onlar bir çeşit çözümdü bizim için.” 
Barbarları Beklerken / Kavafis


Barbarlar bir çözümdü genç Teğmen Drogo için de. Tatar Çölü sınırında, ne kuşun uçtuğu ne de kervanın geçtiği Bastiani Kalesi'nde...
''On beş yıl teğmenim, on beş lanet olası yıldır burada ve hala o en bilinen hikayeyi anlatıp duruyor: Ben geçici olarak buradayım, her an gidebilirim... Halbuki asla gidemeyecek... O, alay komutanı albay ve daha pek çoğu ölene değin burada kalacaklar; bu bir tür hastalık, dikkatli olun teğmenim, siz ki yenisiniz... İlk fırsatta gidin, onların çılgınlığına yakanızı kaptırmayın.''
Kaptırıyor yakasını Giovanni Drogo. Bekleyip duruyor onların gelmesini. Hergün yeni bir gerekçeye, beklentiye tutunarak, umudunu bir an olsun yitirmeden... Uçsuz bucaksız çöle dikiyor gözlerini, bir kıpırtı, bir hareket görmek için yanıp tutuşuyor. Tatarlar saldıracak, düşmanla yüzyüze gelecek, şanlı, şerefli bir hayatın sahibi olacak böylece. Halbuki barbarlar hala görünmedi Kavafis'in yazdığı gibi, barbarlar hiç görünmüyorlar, bir iz bile yok onlardan! Bir ömür, ömürler geçip gidiyor bu uğurda. Zaman elini hepsinden daha çabuk tutuyor, hiçbirine yeniden başlama imkanı tanımadan...

Neler neler çağrıştırıyor, 20. yüzyılın önemli romanlarından biri olan ''Tatar Çölü''. Yaratılan bir düşman figürü, bununla motive edilen, korkutulan, sonucunda bayrağa selam vermeden uçup giden kuşa bile nefret kusan bir toplumu... Edilgen bir hayata, kendi inşa ettikleri kalelere sıkışıp kalmış, hapsolmuş insancıkları... Alışkanlıkların sağladığı kolaylıklara kendini bırakmış, ömrünün gözünün önünden kayıp gitmesine müsaade etmiş bizleri, her birimizi...  Tüm bunların yanında, içimizde varlığını sürekli sürdüren cevheri... Umudu... O var olduğu sürece sürdürülebilen hayatları...

Sorgu yargıcınız oluyor ''Tatar Çölü''. Daha ne kadar bekleyeceğinizi sorup sorup duruyor. Halbuki beklemeyince, korkmayınca özgürleşiyor insan. Tıpkı Kazancakis'in dediği gibi...

İletişim Yayınları, 2012 (11. Basım)

Dino Buzzati (1906 - 1972)

11 yorum:

  1. Uzun zaman önce okumuştum ve çok sevmiştim. Olivier Rolin-Port Sudan okudunuz mu?

    YanıtlaSil
  2. Okumadım ve hakkında da hiçbir şey bilmiyorum doğrusu. Utanmalı mı?

    YanıtlaSil
  3. Ben de okudum bu kitabı. Övgüye değer bir kitap gerçekten de.

    "Seni selamlamadan uçan kuşun yuvasını bozacağım" İlkokul kitabımdaki bir şiirdi hala çıkmaz aklımdan. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlkokul kitaplarında hala durmuyordur umarım ama askerdeyken aynı terane hala devam ediyordu maalesef.

      Sil
  4. Yok, utanmayın. :) Rastlantı eseri okuduğum küçücük fıçıcık bir kitapçık idi ve çok sevmiştim. Niyeyse Tatar Çölü bana onu hatırlatır. Tavsiye edeyim mi utanmadan bir de?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ettiniz bile. Utanmadan okuyayım ben de :)

      Sil
  5. Merhabalar Oklap;

    Ben de bu kitabı 3 yaz önce okudum hatta ayseninkitapkulubu bloğunda yazmıştım. Bir şey sormak istiyorum. Bir metin yazıyorum yine beklemek ile ilgili ve son sözleriniz aklımda ampul yaktı. Kazancakis'in hangi sözü bu? Mezar taşında olan mı?
    sevgiler
    billur

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Billur,

      Kazancakis'in yanlis bilmiyorsam Çileci isimli yapitinda geciyor bu söz ve mezar tasinda da bu yaziyor dediginiz gibi.

      "Hicbir sey beklemiyorum,
      Hicbir seyden korkmuyorum,
      Özgürüm"

      Sevgiler,
      Özgür

      Sil
  6. kitapla ilgili bazı sorularım var, edebiyat hocamız proje olarak vermişti yardımcı ola bilecek varmı acaba ?

    YanıtlaSil
  7. kitapla ilgili projem var soruları cevaplama konusunda yardımcı olabilirmisiniz rica etsem

    YanıtlaSil
  8. Sorularinizi profilimin altindaki e-mail adresine yollayabilirsiniz.

    YanıtlaSil

Related Posts with Thumbnails