24 Ocak 2016 Pazar

Ercan Kesal - Nasipse Adayız

Önce uzun yıllar doktorluk yaptığı taşraya, kendi deyimiyle ''bozkır''a götürmüştü beni Ercan Kesal, Peri Gazozu ismini verdiği, hemen hemen tamamı otobiyografik ögeler barındıran öykü kitabıyla. İnsanın içini yakan ülke ve toplum gerçeklerini, insanlık durumlarını mizah yüklü, berrak bir dille gözler önüne seriyordu. Bununla yetinmeyip, Taylan Kara'nın kitapla ilgili eleştiri yazısında* belirttiği gibi, okurun ''bozkır''la olan ilişkisini genişletiyor, orada daha çok şey görmesine olanak sağlıyordu. 

''Derinleştirmeyen edebiyat sığlaştırır. Peri Gazozu kitabından sonra bozkırda daha çok şey görmeye başladım. Bu 'güzel' edebiyatın bir başka niteliğidir.''

Ercan Kesal, ilk romanı Nasipse Adayız da ise, beş ay içinde iki kez seçim sandığına gitmek zorunda bırakılarak, demokrasi müsameresinin süsü haline getirilen halkımızın önüne, İstanbul'da bir ilçenin belediye başkan aday adayı olarak çıkan Dr. Kemal Güner'in seçim çalışmaları ekseninde, siyaset esnafının faaliyetlerini anlatıyor. ''Pazarlıklar, imaj çalışmaları, anket dümenleri, bağlamalar, ayarlamalar... Oy ve ilişki peşinde delidolu bir uğraş...'' İnsana aklını yediren bir takıntıdan oluşan seçim çalışmaları bağlamında Ercan Kesal bir günlük faaliyetini mizahi bir üslupla şöyle özetliyor: 

“Çağlayan taraflarında bir düğün salonu... Bugün gittiğim üçüncü yemekli toplantı olacak. Öğleyin ameliyathane personeli Aykut’un mevlitli, dualı nişanı, ikindi vakti radyocunun kardeşinin cep telefonu dükkanının açılış kokteyli, akşam da il delegesi Şakir’in kızının nikah töreni... Şimdi de buradayım; bilmem nerenin yardımlaşma ve dayanışma derneğinin birinci geleneksel(!) yemeği. Buradan erken kalkabilirsem Muhtar Muharrem’in torununun sünnetine bile yetişebilirim.”

Aday adayları arasında öne çıkıp aday apoletini takabilmek için hem ''Başgan'' olarak kodladıkları Parti İl Baskanı'na hem de ''Bir Numara''ya yaranmak için kılıktan kılığa giren Kemal Güner trajikomik durumunu, ''Artık utanmıyorum galiba. Aday adayıyım çünkü...'' sözleriyle anlatıyor. Ve Kemal Güner'in belediye başkan aday adaylığı dolayımıyla yaşadığı bu siyasi serüvenin sonu, ortak bir arkadaşlarını ziyaretlerinde karşılaştığı eski bir bakanın İsmet İnönü'ye atıfla aktardığı ''Ümit ederim, bizim için mazi olan sizin için istikbal olmasın!'' sözlerinde ifadesini buluyor.

Nasipse Adayız da - yukarıda kimi örneklerini gördüğünüz üzere - mizahla yoğrulmuş, kolay okunan ve dolayısıyla hemen de bitiveren bir kitap. Lakin, Peri Gazozu'nun aksine edebi bir lezzet bırakmıyor ağzımda bu ilk roman... Bunun arkasında, kurgunun, özellikle de karakterlerin işlenişindeki derinleşememe sorunu yatıyor. Anlatıcı başkan aday adayının günlük koşuşturması şeklinde ilerliyor roman ve ne anlatıcının ne de karşılaştığı, birbirlerine çıkar ilişkileriyle bağlı bireylerin iç dünyasında neler olup bittiğini anlıyoruz. Böyle olunca da gözümüzün zaten aşina olduğu, her gün onlarcasını ekranda ya da sosyal medyada gördüğümüz prototipler çıkıyor karşımıza karakter niyetine. Derinleşemeyince de sığlaşıyor bu roman.

Taylan Kara - “Güzel” öykü nedir? Peri Gazozu, Ercan Kesal, Nihat Genç…
http://www.insanbu.com/a_haber.php?nosu=1231

İletişim Yayınları, 2015, 1. Basım

Ercan Kesal (1959 - )

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails