22 Mart 2016 Salı

Taylan Kara - Vasat Edebiyatı 101 "İğrenme Çağrısı"

İnsanbu sitesinde yazdıklarını ilgiyle takip ettiğim bir yazar Taylan Kara.  İktidarın ve hergün yeniden ürettiği kirliliğin, sadece siyasal düzlemi değil, kültür sanat alanını ve estetik bilincimizi de boyunduruğu altına aldığını, onu sakat bıraktığını, kitabın adının da çağrıştırdığı gibi ders kitabı kıvamında anlatıyor ve eleştiriyor. Bir yandan Ahmet Altan, Perihan Mağden veya Elif Şafak gibi adı büyük romancıya ve hatta keskin dilli, muhalif kaleme çıkartılmış şöhretlerin, gazetelerin – buna kendini solda tanımlayanlar da dahil – kitap eklerinde kendine yer tutmuş tanıtım yazıcılarının parlattığı yazar ve kitapların vasatlığını, diğer yandan da kültür dünyamızın belli bir kliğin elinde olduğunu, özellikle edebiyat ödüllerini dağıtan jürilerin hep aynı insanlardan oluştuğunu ve bu kliğin ülkemizdeki kültürel iklimi etkilediğini, belirlediğini gözler önüne seriyor. 

Taylan Kara’nın vasat yazarlar ve yapıtlarını teşhir ettiği yazılar icinde özellikle Perihan Mağden’in sürekli ve hala pohpohlanan romanı "Ali ve Ramazan" hakkında olanı dikkat çekici. Nedensiz hareket eden, iç tutarlılığı olmayan, bir görünüp ortadan kaybolan kukla karakterler, sığ, özensiz ve anlatım bozukluklarıyla dolu bir dil... 

"...sorularıyla dittikçe, seviniyor. / İbne değil onlar. Ne biçim aşıklar. / Offf oluyor Ramazan. / Hiçbir işkolunda tecrübesi olmayan o yakışıklı mı kapı gibi oğlana iş yok. / Ali şahane yakısıklışahane sağlıklı bir genç adam olarak dönüyor askerden. / ‘O kadar basit diil oğlum’u dayıyor Ramazan. / Bırrr oluyor." (sayfa 20-21)

Bu retorik ya da dilin olanaklarını zorlamak falan değil. En hafif tabirle vasatın da altı... 

"Bu romanın dili bir üslupsa, Türkiye'nin kahvelerinde, lise kantinlerinde, 3. sınıf televizyon dizilerinde, sabah programlarında on binlerce 'Türkçe üslupçusu' vardır!" (sayfa 21)

Küresel pespayelik örnekleri de var elbette. Taylan Kara'nın, "Olasılıksız" isimli şaheser üzerine yazdıkları da epey eğlendirdi beni:

"Bu kitap en derin eleştiri ifadeleri 'süpeeeer', 'inanılmazzzz', 'vaaaav'dan ibaret 'sanatsever'ler için nefes kesici bir kitaptır, ki bu zümrenin sık sık apne nöbetlerine girdiği bilinmektedir... Nefesler topluca kesiliyor olmalı ki kitap benim görebildiğim kadarıyla 76. baskısını yapmıştır... Bu kitabı bir şeye benzetecek olursak en uygun şey patates cipsidir. Kolay yenen, gereksiz, pişman olunası, zararlı..." (sayfa 23)

Kitapları varaklı billboardlarda tanıtılan yazarları, yine aynı billboardlarda reklam yıldızı olarak görmenin mümkün olduğu, aynı kitabın kadın okuyucular için pembe, erkek okuyucular için gri kapakla pazarlandıgı bir çağda, vasat edebiyatı okuyucuları da Taylan Kara’nın eleştirilerinden nasiplerini fazlasıyla alıyorlar. "Vasat Edebiyatı Okuru" yazısında, edebiyat piyasası isimli devasa çarkın ürettiği malın alıcısını mizahi bir dille tarif ediyor. Beğenilerini maymuncuk sözcüklerle – örneğin başarılı, nefes kesici, keyifli – ve içini doldur(a)madan anlatan, en önemli değerlendirme ölçütü hoşlanma ya da benim eklememle elektrik alma olan, sıvı gibi akışkan, bir solukta okunan, okurken yormayan kitaplardan haz alan, okuyacagı kitabı vitrinlerden, afişlerden, reklamlardan veya cok satanlar listesinden edinen bir kitledir karşımızda olan. Ve bir de, bir okuru, vasat edebiyatı okuru yapan en temel özellik: bunların hiçbirisinin farkında olmamak. Ve soruyor Taylan Kara: Okur dokunulmaz ve sorumsuz mudur? Vasat edebiyatına ve yazarlarına karşı takınılan haklı ve eleştirel tutum okura karşı da takınılmalı, okur fetişizminden kurtunulmalıdır.

Son olarak, ilerici sanatı, "insanı derinlikli işleyen, insanlık durumlarını ortaya koyan ve okuyucuda farkındalığı arttıran, bilinc yaratan sanat” olarak tanımlıyor Taylan Kara ve kişisel seçkisinden 'güzel' edebiyata örnekler veriyor: Vasili Grossman ve Stanislaw Lem'in kitapları gibi... Bitirirken de vasat edebiyatı veya çoğu zaman edebiyat piyasası / piyasa edebiyatı diye nitelendirdiği bu çürüme, çürütme düzeneğine karşı direnmeye ve hatta iğrenmeye çağırıyor biz okurları:

"Vasat edebiyatı, bir sürüleştirme ve ahmaklaştırma aracıdır. Ahmaklaştırdıkça ahmaklaşmakta, ahmaklaştıkça ahmaklaştırmaktadır. Nice şanlı isyanı tutuşturan, küçük bir tiksinme duygusunun kıvılcımı olmuştur. Bu kitap bir iğrenme çağrısıdır."
Hayal Yayınları, 2015, 1. Basım

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails